Beyaz Geceler , Dostoyevski’ nin sürgünden bir yıl önce yazdığı ve en tanınmış eserlerinden biridir.
Kitap 5 farklı hikayeden oluşuyor.
~Beyaz Geceler
~ Başkasının karısı
~Noel Ağacı ve nikah
~Haysiyetli hırsız
~Yufka yürekli
Aralarında en beğendiğim hikaye Beyaz geceler oldu. Hayalperest, yalnız ve sevgiye aç bir adam…
İsimsiz baş karakterimiz olan adam bir gece Petersburg sokağında yürürken köprüde ağlayan genç kız Nastenka’ya rastlar. Kız da tıpkı kendi gibi yalnızdır. Genç adam yanına giderek sohbet etmeye çalışır. Her ikisi de birbirine hayat hikayelerini anlatıp aralarında bir bağ kurduğu dört beyaz gece geçirirler. Yalnız adamımız Nastenka’ ya aşık olur. Fakat aşkı karşılık bulacak mıdır? Bir anlık mutluluk yaşayan ve duygularını yoğun şekilde dile getiren isimsiz baş karakterimizin Dostoyevski kaleminden çıktığına şaşırmak gerek . Fyodor Dostoyevski
Baş karakterimiz Martin Eden alt tabakaya ait bir denizcidir. Roman Martin Eden’in, bir genci serserilerden kurtarmasıyla başlıyor. Kurtardığı genç yemeğe davet ettiğinde gencin ablası olan Ruth ise Martinin kalbini derinden etkiler. Aşık olduğu bu kızla aralarında sınıf farkı vardır. Kız burjuvaya ait ve Martinden 3 yaş da büyüktür. Martin bu farkları görmezden gelip kendini geliştirmeye başlar. Ruth’ a layık olabilmek için eğitim alır. Bu süreçte Ruth’ da ona yardım eder. Zaman geçtikte Ruth da Martin’den etkilenmeye başlar. Fakat sınıf farkından dolayı Ruth’ un ailesi bu ilişkiye sıcak bakmaz.
Martin edebiyatla ilgilenip günlerini yazarak geçirir. Yazılarını dergiye gönderir hedefi kitap yazmaktır fakat işler beklediği gibi olmaz. Gün geçtikçe Ruth da Martine olan inancını kaybeder. Hikaye ilerledikçe Martinin değişimine de tanık oluyoruz. Sürekli bireysel mücadele içindedir Martin.
Sonu gerçekten beni derinden etkiledi diyebilirim. Martin sanki hep tanıdığım bir karaktermiş gibiydi. İşçi sınıfından yazarlığa dönen bir hikaye, eski haliyle kimsenin yüzüne bakmadığı fakat şöhret sahibi olunca herkesin Martin’in etrafında dolandığı acı gerçeği…
Sınıf farkı derinlemesine işlenmiştir bu kitapta. Yazar Jack London’un bu eseri yârı otobiyografik roman olarak da bilinmektedir. Jack London’ u bu eserinden sonra biraz daha araştıracağım.
Okurların gerçekten etkileneceği bir kitap olacağını düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim
Kitap 480 sayfadan oluşmaktadır.