Hayatının 60 yılını sırf ailesi istediği için kaybeden bir kızın hikayesi…
Hikaye 1930’lu yıllarda Hindistan ile İskoçya arasında geçiyor.
Esme Lennox, dönemin gerektirdiği davranışlara aykırı olarak hareketli, ele avuca sığmayan , yaşıt kızlarına göre farklı hayalleri olan bir kız. Ama ailesinin istediği bir çocuk gibi değil. Çünkü o dönemde genç kızlardan beklenenler davetlere katılmak, kendini beğendirmek ve evlilik yapmak. Esme ise bu kalıplara sığmayan biri.
O bağımsızlığına düşkün, okumak ve üniversiteye gitmek istiyor. Bu yüzden ailesine göre tam bir utanç kaynağı.
Ablası Kitty ise Esme’ nin tam tersine göre ailesinin sözünden çıkmayan, ağırbaşlı, erkek çocukları için tercih edilen bir kız.
Bir gün Esme, ailesi evde yokken denediği bir kıyafet yüzünden mahkumiyete sebep olur.
Aradan geçen onca zaman sonra 2000’li yıllarda ise Kity’nin torunu olan Iris’ e bir telefon gelir ve yolları Esme ile kesişir.
Esme’ den çalınan hayat, Kitty nin içsel çatışması, aile baskısı, psikolojik şiddet
okurken derinden hissettirdi. Sırf “normal” diye kalıplaşan bir kavrama yakışmadığı için küçük bir kızın hayatının çalınması çok üzücüydü.
Kitapta bir çok karakter var ve anlatım dilini biraz karışık buldum. Okurken bir anda Kity’ nin düşüncelerini okuyorsunuz sonra bir anda Iris ‘ e geçiyor diğer karakterler derken karışıktı. Kitabın sonuna doğru anlatım diline alıştım. Sonunda ise hikayeyi biraz yarım kalmış gibi buldum. Daha farklı bir son beklerdim. Bu tür hikayelerin sadece kitapta kurgulanması, gerçek hayatta yaşanmaması dileğiyle….