Albay kızı olan Leyla, Selim ile aynı lisede okumaktadır. Selim’in Leyla’ ya olan sevgisi zamanla karşılığını bulur ve evlenirler. Fakat onları çok zor bir mücadele beklemektedir.
Bir gün kapıya gelen askerler Selim’ i tutuklar ve hapise atılır. Leyla ise kızı Zeynep ile bir başına kalır.
Hapise atılan onlarca gençler, idamlar, Selim’ i çaresizliğe sürükler. Tek umudu ise kızına ve Leyla’sına kavuşmaktır.
Kitabın konusu aşk gibi görünse de aslında
68 kuşağı döneminde yaşanılanlar, hapisler, çaresizlikler, kayıplar ve özgürlük arayışıdır.
Zülfü Livaneli kitabın sonundaki sözünde yaşamından izler olduğunu ama özyaşam öyküsü olmadığını dile getirmiş.
Genel olarak sade ve anlaşılır bir kitaptı. Sıkılmadan okudum fakat Livaneli’ nin diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda aynı akıcılığın olmadığını düşünüyorum. Belki yanlış bir zamanda okumuşumdur. Ama anlatılmak istenen bekleyiş çok güzel anlatılmıştı klasik Livaneli eseri… Zülfü Livaneli
İlk sayfalarında okurken ben ne okuyorum ya dediğim fakat ilerledikçe kendi içine çeken bir kitap oldu benim için.
Ana karakterimiz Alex adında 15 yaşındaki bir gençtir. Alex gece olduğunda çete olarak dolaştığı arkadaşlarıyla, süt bar adı verilen içki mekanlarına içki, uyuşturucu gibi şeyler için uğrar ve daha sonrasında sokaktaki gence, yaşlıya gasp, şiddet, tecavüz gibi suçlar işlerler. Yine böyle suç işledikleri bir gün de arkdaşlarının onu satmasıyla asıl olay başlar.
Alex cezaevine girer ve aradan biraz zaman geçtikten sonra bir haber yayılır. Hükümet suçlularla baş etmenin bir yöntemini bulduklarını dile getirir ve onları tedavi ederek topluma katmayı hedeflediklerini söyler. Ve ilk kobay da Alex’tir . Tedaviden sonra özgürlüğüne kavuşacağı için çok sevinir. Hastane gibi bir ortama götürülür ve güzel yemekler, içecekler verilir. Film izleme saati geldiğinde hasta bakıcılar onu götürür ellerini koltuğa bağlar ve gözlerinin sürekli açık kalması için bir cihaz takarlar. İzletilen filmlerde aslında Alex ve çetesinin işledikleri suçların örneğidir. Fakat bu tedaviden sonra Alex’ in aklına her kötü düşünce geldiğinde hastalandığını hisseder. Aslında seçim özgürlüğü artık yoktur. Tedavinin amacı sadece iyiye yönelmesi odaklıdır.
Özgürlüğüne kavuştuktan sonra ailesi arkadaşları hiçbiri istemez onu yine eski haline döneceği zaman çetesindeki eski bir arkadaşını görür ve hayatını sorgulamaya başlar.
Kitabın dili biraz argoydu fakat rahatsız edici düzeyde değildi. Sürükleyici ve içerdiği mesajlar çok etkiledi açıkçası. Filmi de varmış hemen izleyeceğim. Keyifli okumalar Anthony Burgess
“Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu, terbiyeli olmaları söz konusu değildir. “