Bu kitap aslında üç yazardan çok, yazarımızın o üç ustaya (BALZAC-DICKENS-DOSTOYEWSKİ) bakışını anlatıyor. Yani sadece biyografi ya da kuru bir inceleme değil; tamamen yazarımız Stefan Zweig'in kaleminden süzülen yorumlar…
En sevdiğim tarafı şu oldu: Ele aldığı yazarları göklere çıkarırken bile mesafesini koruyor. Hayranlık duyuyor ama körü körüne değil. Yeri geliyor övüyor, yeri geliyor (gömüyor) cesurca eleştiriyor. Yalnız Dostoyevski’ye hayranlığını da gözler önüne seriyor. İşte tam da bu yüzden samimi hissettirdi.
Üç büyük ismi anlatırken aslında edebiyatın ne olduğunu, ustalığın nerede başladığını da sorgulatıyor. Bir yazarı sevmekle onu eleştirebilmenin aynı anda mümkün olduğunu gösteriyor.
Okurken şunu hissettim:
Ustalık sadece yazmak değil; başka ustaları adaletle tartabilmekmiş.
Sindirilerek okunacak, altı bolca çizilecek bir kitap. Özellikle edebiyatı sadece hikâye olarak değil, fikir olarak da sevenler için.
Ben sevdim… Çünkü hem övgü vardı hem cesaret
Kitap okumayı kısıtlayan Hiçbirşeyle alış-verişim olsun istemem doğrusu. Hele okumayı çalıma, gösterişe kurban etmek, insanın kendi eliyle kendi canına kıyması gibi birşey.