"Bir milletin camileri esirse, ruhu da mahzundur..."
Hikmet Ilgaz’ın kalemiyle hayat bulan, Şark’ın o hüzünlü ve vakur hikayesi: Esir Cami Müslümanları.
Birinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde, işgal altındaki topraklarımızda inancına ve hürriyetine sımsıkı sarılan insanların sessiz direnişini okudum. Kitabı her çevirdiğim sayfada, esaretin sadece zincirlerden ibaret olmadığını; asıl esaretin bir milletin kutsallarından koparılması olduğunu derinden hissettim.
Bazı kitaplar sadece okunmaz, yaşanır... Bu roman da beni o soğuk kış günlerinin içinde, bir cami avlusunda hürriyet duası eden insanların yanına götürdü. Ecdadımızın hangi şartlarda, neleri korumak için mücadele verdiğini bir kez daha hatırlamak hem yüreğimi burktu hem de şükrümü artırdı.
Yakın tarihimizin tozlu sayfalarına manevi bir yolculuk yapmak isteyen herkesin bu "Şark Yıldızı"na bir göz atmasını isterim.
Şunu da belirtmeliyim ki; kitabın oldukça ağır ve ağdalı bir dili var. Hikmet Ilgaz, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş o eski ve derin kelimeleri öyle yerli yerinde kullanmış ki, okurken bazen durup o kelimenin ağırlığını hissetmeniz gerekiyor. Evet, dili her okura hitap etmeyebilir, biraz sabır ve dikkat istiyor; ama tam da bu 'eski' lisan, sizi o dönemin ruhuna, mabetlerin o vakur havasına gerçek anlamda bağlayan şey oluyor. Modern Türkçenin ötesinde, tarihin içinden gelen bir ses duymak isteyenler için tam bir dil şöleni... Kitapla kalın