Dostoyevski’nin kendi borçlarını ödemek için sadece 25 günde yazdığı bu eser; bir kitabın çok ötesinde, insanın kendi zaaflarıyla girdiği o amansız savaşın anatomisi.
Okurken Aleksey İvanoviç’in o yeşil masanın başında tuttuğu nefesi, kalbinin çarpıntısını ve her şeyini tek bir sayıya bağlamanın verdiği o zehirli uyuşukluğu iliklerime kadar hissettim.
Mesele sadece bir rulet masası değil aslında; Dostoyevski bize insanın nasıl bile bile kendi uçurumuna aşık olabileceğini anlatıyor.
Aleksey’in Polina’ya olan saplantılı tutkusuyla, rulet çarkına olan bağımlılığı o kadar iç içe geçmiş ki, bir noktadan sonra hangisinin daha yıkıcı olduğunu ayırt edemiyorsunuz. "İstediğim an durabilirim" yalanının bir hayatı nasıl adım adım tükettiğini görmek sarsıcıydı. Hikaye, tıpkı o meşhur çark gibi hızlı, dengesiz ve her an her yere savrulmaya müsait bir tempoda ilerliyor. Kendi hayatımızdaki "kumar"ları, masaya koyduğumuz bedelleri ve en çok da "yarın her şey değişecek" yanılgısını sorgulatıyor.
Kitapla kalın
Peki sizce kazanmak mı daha zor, yoksa kazandığın an durabilmek mi?
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma