Görüyorum ki; şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir bir misafirhane-i askerî (asgari misafirhane) telâkki etsin ve öyle de iz'an (kesin bir şekilde inanma) etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telâkki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızayı (Allah'tan gelen her şeye razı olanların mertebesi) çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe bahasına, daimî bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir. Evet dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir; bâkî umûr-u uhreviye (âhirete yönelik işler) ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir.