Aşırı sevgide olduğu gibi, aşırı nefrette de durum aynıdır. Bir şeye karşı nefretimizi canlı tuttukça aslında ona olan ilgimizi de canlı tutar; zihnimizi, enerjimizi ve vaktimizi farkında olmadan ona hasretmiş oluruz. 
Biz ne yapmalıyız ki Bilal gibi olabilelim? Bizde ne eksik ki, böylesi ağır bir hakaretle hiç karşılaşmadığımız hâlde, yeri geldiğinde göğsümüzü gere gere "Ne söylüyorsunuz? Allah birdir, gücü her şeye yeter, her şeyi bilir" diyemiyoruz? Ya da “Hakkın hatırı âlîdir" diyerek marufu emredip, kötülüğü nehyedemiyoruz?
"Yüreğindeki o sızının varlığına izin vererek, ellerindeki mahareti sevdiğin şeye sun. Çünkü hayat, korkunun bittiği yerde değil; korkuya rağmen sevgiyle devam edebilmeyi seçtiğin yerde çiçek açar." 🌦️🌱