Sevgili dost;bildiği şehirlerden bilmedigine,bildiği yüzlerden bilmedigi yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır?Garların,terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptirmayanlar,ruhlarını bir otobus koltuğuna,bir gemi çapasına,bir lokomotif tekerleğine yapışmasını engelleyebilmisler midir?Başımı alıp gitmek istiyorum cümlesi kim bilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış,acayim derken kac kapı örtmüştür üstümüze?Arkaya bakmamayı başarabilenler,acaba gittikleri yere başlarını götürebilmeyi başarabilmişler midir?