İbrahim töre

İbrahim töre
@Kitapsavarrr
Puan vermedi·112 syf.··
2023 9. kitabı
·
Normalde cinayet romanları okuyan biri değilim, geçtiğimiz aylarda bir arkadaşımla kitaplar hakkında konuşurken; bana kırmızı pazartesiyi önerdi, bu vesileyle yolum Gabriel Garcia Marquez ile kesişti. Ve çıktığım bir yurtdışı seyahatimde çantama atıvermis bulundum. Barcelona Madrid arasında yaptığım tren yolculuğunda hattımı yurtdışına açmadığım dolayısiyla Internet olmadığı için mecburen alıp okumaya başladım:)) Yazarın daha ilk sayfadan okuyucuda uyandıracağı duygudan hiç korkmadan bahsettiği ölüm beni kitabın geri kalanı için heyecanlandırmıştı. Evet, Marquez size kitaptaki baş kahramanın öldüğünü ilk sayfada söylüyordu ama bu kitap benim için sadece bir cinayet romanından daha fazlasıydı. Kolombiya kültürü ve Türkiye arasındaki benzerlikler, insana ben Kolombiya’da mı yaşıyorum yoksa hikaye Türkiye’de mi geçiyor dedirtecek türdendi. Gabriel Garcia Marquez’in bize bıraktığı miras olağanüstüdür. İnsanlık hallerini, insanın biricikliğini ve toplumun bireye baskısını büyülü gerçekçilikle anlatır, eşsiz bir dil ile tarif eder Çoklu okumalara açık bir şekilde kat kat kurgular anlatıyı. “Her yazar, yazdığı en son romanın en iyi romanı olduğunu sanır. Benim bu romanım için böyle düşünmemin nedeni, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi öz yaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım. Belki bunu konu ve hacim nedeniyle başarmışımdır. Konusu çok sert olan ve hemen hemen polisiye bir roman gibi işlenen bir roman bu. Üstelik oldukça da kısa. Sonuçtan hoşnutum. Bundan önce de en iyi romanım Yüzyıllık Yalnızlık değil de Albaya Mektup Yazan Kimse Yok adlı yapıtımdı. Ben öyle
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·144 syf.··
2020 54. kitabı
Duy beni ey rüzgar. Ulaştır sesimi topyekun zamana ve mekana. Yoksa ben duyuracağım en gür sesimle, bütün minarelerden ezanlar okuyacağım. Duası mahmud'um olacak ezanların. Onun sevgisini katacağım annelerin sütüne, bebekler onun ismiyle ritm edecek ninnilerini. Onu resmedecek inen yağmur taneleri ve çiçekler onun gibi gülümseyecek artık. Kitaplığımda duran ramazan münasebetiyle bir solukta alıp içinde hakiki aşkı bulduğum bir kitap. Her dinlediğimde beni galayana getiren samimiyetiyle beni kendisine hayran bırakan üstadım aynı şeyi yaptı gene. İçimdeki bazı bazı unuttuğum duyguları Günyüzüne çıkardı, asıl maksadımı hatırlattı. Üretimden çok tüketime manadan çok maddeye odaklı şu dünyada bana asıl gayemin ne olduğunu anımsattı tekrar. "vefa hatırlamak değil bilakis unutmamaktır" derdi hep. Vefasızlığımı yüzüme yüzüme vurdu. "Canlar cananı buldum, bu canım yağma olsun, Assı ziyadan geçtim, dükkanım yağma olsun" Dusturuyla yazmış ustad. Tabiri caizse her dizesinden canlar canına olan özlemini en güzel şekilde kelimelere döküvermiş. Kah vuslatı kah ölümü kah bir Mecnun gibi Leylasını aramış ve habibinden ayrı şu fani dünyanın dayanılmazlığı karşısında takat vermesi için Mevlanın kapısını çalmış; "Güç ver Allahım, Baharı özledik, yağmuru gönder, Gülşeni özledik, bağbanı gönder, Biz garip kulların bitkin ve yetim, Kapının hadimiyiz, bize güç ver." Ne mutlu bu kapının hadimi olanlara Ne mutlu baharı özleyenlere Hani diyor ya şair "göğe, çarkı feleğe Süreyya'ya yıldızlara kainata sığmayıp, bir garibin kalbine giren. Duy sesimi! İşte bu benim. İşte bu ben!" Bizde diyoruz ki İşte bu biziz İşte biz. Seni anmaya geldik Seni bilmeye.
ŞiirlerimMahmud Eren · Erenler Vakfı · 201718 okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2020 53. kitabı
Kitabı baya zaman önce almış çeşitli nedenlerden ötürü birazda beklentilerimin altında kalır korkusuyla bir türlü okuyamamış ve sürekli kaçmıştım. Kitaplarımın arsında sürekli göz göze gelirken başlasam mı artık diyip geçen hafta tüm cesaretimi toplayıp başladım. Öncelikle şayet sende benim gibiysen benim düştüğün bu ataletten bir an önce sıyrıl kendine bir iyilik yap ve biran önce başlamanı tavsiye ediyorum:) Kimin sözü hatırlamıyorum ama bir yerde şöyle bir yazı okumuştum "okuduğun kitap seni derinden sarsmıyor kafana bir balyoz gibi inmiyorsa o kitabı boşuna okumuşsun" Tam olarak bu kitabı bitirdiğimde öyle oldum size belki abartılı gelecek ama uzak bir yere gidip avazım çıktığı kadar bağırmak istedim. Uzattım biliyorum ama uzak bir yere gidip avazım çıktığı kadar bağıramamanın sıkıntısı içinde buraya gelip günah keçisi misali içimdekileri dökmemi çok görmeyin.. mazur görün efenim Eveet birazda kitaptan bahsedelim; Kitap genel olarak Semerkant Ömer Hayyam ve eseri Rubaiyat etrafında dönüyor. Yazar kitabı dört bölüme ayırmış.İlk bölüm Ömer Hayyam’ın tarih sahnesine çıkışıyla başlıyor. Hasan Sabbah ile tanışması ve ünlü vezir Nizamülmülk ile dostluğuda bu bölümde anlatılıyor. İkinci bölümde ise Hasan Sabbah’ın Alamut Kalesi’ne olan yolculuğu ve haşşaşiyun tarikatının nasıl büyüdüğü, insanların gözünde nasıl korkutucu bir hale geldiği anlatılıyor. Son iki bölüm ise Rubaiyat’ın elden ele dolaşmasını ve yakın tarih İran’ın bağımsızlık mücadelesi Amerikalı gazeteci Benjamin’in gözünden anlatılıyor. Son iki bölüm size akıcı gelebilir ama sıkılmadan devam edin kitap bittiğinde alacağınız hazzın çok farklı olabileceğinin teminatını verebilirim. Aşka, tarihin detaylı bilgilerine, önemli isimlere, uzay bilimine ve ihtiraslı hayatlara yer veren önemli bir baş
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma