---
Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?
Serinin üçüncü kitabı ile geldim. Off… Bu seri var ya, gerçekten çok başka. İçimdeki yeri o kadar ayrı ki anlatamam. Hele ki Siraç Vuslat… Bebeğim
Bu kitapta artık geçmişteki sırlar bir bir ortaya çıkıyor. Ağladığım sahne sayısını inanın hatırlamıyorum.
Siraç’ın kayınpederinin mezarı başında söyledikleri…
Mahzenden kurtardığı çocuğun sahnesi.
O an Siraç’la birlikte bende bittim.
Bir de düşmanı olan Karga’nın kim olduğunu öğrendiğim an..
Hadi gelelim konusuna.
Biliyorsunuz, ikinci kitapta Elif, Siraç’ı uçurum kenarında hayatına son verecekken bulmuştu. Orada Siraç'a, baba olacağını söyleyerek terk etmişti.
Elif’i dedesi alıp baba ocağı Konya’ya götürür.
Elif gittikten sonra Siraç’ın hayatı adeta karanlığa gömülür.
“Gün ışığım” dediği karısı artık evde değildir.
O günden sonra o eve bir daha hiç gitmez.
Artık Siraç’ın iki amacı vardır. Birincisi, Kurulu bitirmek, ikincisi karısını geri kazanmak.
Ama bu hiç kolay değildir. Çünkü dede, Siraç’ı eve yaklaştırmaz bile. Ama Siraç her gece karısını uzaktan izlemekten de vazgeçmez.
Diğer yandan düşmanlarıyla tek tek yüzleşmeye başlar.
Elif’e gelirsek…
Ah Elif’im. O da Siraç kadar kötü durumdadır.
Hamileliği çok zor geçer, sürekli mide bulantıları yaşar.
Ama en kötüsü, kaybetme korkusu…
Babası gibi kocasını da kaybetmekten korkar.