Elif Verim

Elif Verim
@Kitapseven_45
Ev hanımı
Lise mezunu
İstanbul
Zonguldak
119 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Ay ışığı ve yakamoz
10/10
·352 syf.··
2026 23. kitabı
Selamlar nasılsınız Bugün size kalemine her kitapta biraz daha hayran kaldığım yazarımın yeni kitabı #ayışığıveyakamoz ile geldim. Gerçekten anlatırken bile içim ısınıyor. Çünkü içinde ne ararsanız var çocukluk aşkı, mahalle sıcaklığı, abimin arkadaşı klişesinin en güzel hali, asker bir erkek karakter ve kalbiyle savaşan bir kız. Gelelim konusuna… Gülce… Bozcaada’da annesi ve abisiyle yaşayan, psikoloji okuyan genç bir kız. Babası şehit olmuş. Ve annesi o kaybın ardından çocuklarını adeta bir fanusun içinde büyütmüş. Gülce’nin hayatı ev, okul ve pastane arasında sıkışmış. Öyle ki annesi okuduğu kitaba bile karışacak kadar baskın biri. Ama kalp işte. Söz dinlemiyor. Gülce lise yıllarında komşularının oğlu Sancak’a aşık oluyor. Fakat iki aile arasındaki bitmeyen gerginlik, abisinin Sancak’la yaşadığı büyük kavga derken. Gülce aşkını kalbine gömmek zorunda kalıyor. Derken bir gün Sancak askerden dönüyor. Ve Gülce’nin karşısına çıkan kişi, giden genç değil… resmen taş gibi bir adam olarak döner. İnsan “unutmuşum” sanıyor ama kalp asla unutmuyor. Gülce annesi işi çıktığı için pastanede olduğu bir gün Sancak, Mert ve Fatih oraya gelirler. Sancak yardım etmek istediğinde gülce ona "gerek yok abi " Dediğinde Sancak’ın “bana artık abi deme” dediği an… işte orada kalbim bir durdu Sancak konuşmak istiyor, artık kaçmak istemediğini söylüyor. Gülce istemese de buluşmaya gidiyor. ama saatlerce bekliyor ve Sancak gelmiyor. Sonra bir telefon ve Sancak’ın mahalleyi terk ettiğini öğreniyor. İşte tam burada kalbim kırıldı. İki yıl geçiyor Gülce bir ödev için Gelibolu’da bir karargaha gidiyor ve röportaj yapacağı askerle karşılaşıyor. Tahmin edin kim? Evet evet Sancak. O anki şoku, o duyguyu gerçekten iliklerime kadar hissettim. Sancak bu sefer kaçmıyor. Açık açık sevdiğini söylüyor,
1000Kitap
Ay Işığı ve YakamozÜmran Tan · Pukka Yayınları · 2026115 okunma
Reklam
Tozlu Pembe
10/10
·528 syf.··
2026 24. kitabı
Selamlar Bugün sizlere kalemine bayıldığım yazarın yeni bebeği #tozlupembe ile geldim. Daha önce yazarın Gökçen serisini ve Bülbül Kapanı’nı kanalında okudum ama kitap olarak da okuyacağım. Ama gelelim bu yeni kitaba. Gerçekten çok güzeldi. Ayperi’nin yaşadıklarını okurken içim paramparça oldu. O travmayı hala üzerinden atamamış olması hissettirdiği o acı okurken etkilenmemek mümkün değildi. Gelelim konusuna biraz. Ayperi, küçükken Trabzon’da ailesiyle yaşayan bir kız. Üniversite için İstanbul’a geliyor ve hayatı burada şekilleniyor. Yurttan tanıştığı Melike ve Şeyma ile aynı evi paylaşıyorlar. Melike tam bir deli dolu, ki beni benden aldı çok güldürdü ya. Şeyma ise daha sakin, anaç ruhlu. Üçünün de sekiz yıldır kopmayan çok güzel bir dostluğu var Ayperi tarih öğretmeni ama atanamadığı için özel bir okulda sosyal bilgiler dersine giriyor. Bir gün okul çıkışı toplu taşımada yaşadığı bir olay, geçmişindeki o derin yarayı yeniden açıyor. Nereye gittiğini bilmeden kaçıyor ve kendini bir parkta, bir ağacın dibinde buluyor. Ve orada yalnız değil. Onu uzaktan izleyen biri var. Yanına geldiğinde Ayperi korkuyla “bana dokunma” diye bağırıyor ama adam onu o halde bırakmıyor. Ayperi biraz sakinleşince, hayatında ilk kez bir yabancıya her şeyi anlatıyor ve sonra “beni gördüğünde tanıma” diyerek çekip gidiyor. Ama hayat bu ya. yollar tekrar kesişiyor. Bir gün üç arkadaş bir kadının şiddet gördüğüne şahit oluyor ve olaya müdahale ediyorlar. Olay büyüyor ve kendilerini karakolda buluyorlar. Tam ifade verirlerken içeri biri giriyor. Ve Ayperi donup kalıyor. Çünkü karşısındaki adam. O parkta her şeyini anlattığı yabancı. Adı Ömer. Başkomiser. Ömer Seyirhan. Varlıklı bir ailenin oğlu ama hayallerinin peşinden gidip polis olmuş. Ve o da Ayperi’yi unutmamış. Hatta bir totem
1000Kitap
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026476 okunma

Elif Verim

, bir kitap okudu
10/10
·704 syf.··
2026 22. kitabı
Merve Akyüz
8.1/10 · 170 okunma
Yedinci Oğul
10/10
·704 syf.··
2026 22. kitabı
Selamlar nasılsınız Bugün size harika bir mafya kurgusu ile geldim.Kalemiyle ilk kez tanıştığım yazarımızın. Hatta okurken kendi kendime dedim ki. “Elif, sen bu yazara neden bu kadar geç kaldın?” Yazarın kurduğu o karanlık dünya. Atmosferi öyle güçlü ki, içine giriyorsunuz ve çıkamıyorsunuz. Olaylar akıyor, karakterler ise resmen zihninize kazınıyor. Özellikle erkek karakter. Zeki mi? Fazlasıyla. Soğukkanlı mı? İlmek ilmek. Herkesten, hatta kendi şeytanlarından bile birkaç adım önde bir adam. Kadın karakter deseniz, güçlü, zeki ve asla geri planda kalmayan bir kadın. İşte böyle karakterler okuyunca ayrı bir keyif veriyor Gelelim konusuna. Ulter kendi karanlık dünyasını kurmuş, sokaktan topladığı çocukları infazcı olarak yetiştiren bir adam. Tek bir kuralı var. Aşık olmak yasak. Ama birinci oğlu bu kuralı çiğner ve bedelini hayatıyla öder. Son yetiştirdiği ise Yedinci Oğul Marcus. En gözü kara, en tehlikeli ve aynı zamanda varisi. Her görevde başka bir kimlik Clark, Monroe Ve bu hikayede Onur Baran. Görevi mi? Köprü Kralı Pars Tuna’yı yok etmek. Plan kusursuz Pars’ın en değer verdiği kişiye, yani kız kardeşi Ahsen’e yakın koruma olarak sızmak. Ahsen Tuna… Karanlıktan uzak büyümüş, güçlü ama yaralı bir kadın. Ailesinin gözleri önünde öldürülmesiyle hayatı değişmiş. Ve o günden sonra nefret ettiği pembe rengi saçlarının ucunda taşımaya başlamış.
1000Kitap
Yedinci OğulMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 2025170 okunma
Puan vermedi
Selamlar nasılsınız Size ilk kez okuduğum tarihi kurgu ile geldim.Normalde hiç okuyamam, çabuk sıkılırım ama bu kitap. öyle değildi. Yazarımız öyle bir işlemiş ki konuyu satırlar ders gibi değil, adeta yaşanmışlığı hissediyorsunuz. Kalemine gerçekten sağlık diyorum. Ve kendisini de çok sevdim, ara ara sohbetimiz oldu biraz darlamış olabilirim Resmen kalbimi bıraktığım bir kitaptı. Konusu, kurgusu, geçişleri her şey o kadar etkileyiciydi ki okurken zamanın içinde kayboldum. Geçmiş ve geleceğin iç içe geçtiği bu hikayede sadece bir aşk okumuyorsunuz. kaderle, seçimlerle ve “ya başka bir zamanda olsaydı?” sorusuyla yüzleşiyorsunuz. Gelelim konusuna… Leyla Nisan, bir küratör. Tekfur Sarayı’nda sergisi olacağı sırada nişanlısı Serhat bir tablo getirir. Leyla tabloyu gördüğü anda, kalbinde anlam veremediği bir acı hisseder. Sergi biter, herkes gider Leyla kalır. Tabloya dokunduğu anda bir anda bayılır. Gözlerini açtığında bambaşka bir yerde uyanır. Her şey farklıdır. Sorduğunda ise aldığı cevapla sarsılır 1494 yılı Osmanlı zamanı. Başta bir oyun, bir şaka sanır ama değildir. gerçektir. Geri dönmek ister ama tablo yoktur, yolu yoktur. Hangi padişah dönemi olduğunu sorduğunda aldığı cevap Sultan Bayezid. Halk onu büyücü sanıp saldırırken, Selim adlı biri kurtarır. Onu konağına götürür, korumak için erkek kılığına girmesini ister. Ve Leyla zamanla öğrenir ki o, Yıldırım Bayezid’in oğlu Şehzade Selim’dir. Günler geçer,aylar geçer Leyla’nın kalbi söz dinlemez. Selim’e aşık olur. Selim’in ona yazdığı şiirler söylediği sözler. Ve Leyla’nın o an fark edişi onun aslında Yavuz Sultan Selim olduğunu anlaması. Derken bir mektup. Gitmesi gerektiğini söyleyen, Selim’den uzak durmasını isteyen bir mektup. Leyla tarihi bilir. Selim’in kaderini de Kanuni Sultan Süleyman’ı Hafsa
1000Kitap
Konstantiniyye'nin GökyüzüMehtap Karakaya · Parola Yayınları · 202623 okunma
Reklam