lavispsychology

Aktarım, geçmişimizdeki kişilere (baş­ta ebeveynlerimize) karşı hissettiğimiz duyguların, inançların, yargıların, beklentilerin bilinçsiz bir şekilde yer değiştirmesi ve şu anda hayatımızda olan başka kişilere yönelmesidir.
Reklam
Danışanlar geçmişlerinde ebeveynleri ile kurdukları ilişki biçimini seansa taşırlar. Örneğin çocukluğu boyunca ailesi ta­rafından yetersiz görülerek aşağılanan biri, terapistle ilişki kur­maya başladığında ya aşağılayan rolüne girip terapistin yeter­sizliklerine odaklanacak ya da kendi yetersizlik duygusunun te­rapist tarafından fark edilip aşağılanacağını düşünecektir. Kern­berg (2012)'in diyat (ikili) adını verdiği bu ilişki biçimi sadece seans odasında değil, danışanın tüm yaşamında kendini göste­rir. Bu ikili rol arasında gidip gelen bireyler, sağlıklı ilişki de­neyimleyemedikleri için duygusal anlamda yalnızdırlar. Çünkü bu rolden birisini seçtiklerinde karşılarındakini de diğer role girmeye zorlarlar. Bu yüzden yaşamlarında sürekli olarak aynı döngüyü tekrar ederler.
insanın bir konuda aşırı hassasiyeti varsa onunla ilgili geçmiş yaşam deneyimleri vardır diye düşü­nürüz ...
Narsisistler özgüveni yüksek ve kendini seven kimseler ola­rak bilinir. Çünkü dışarıdan bakıldığında öyle görünür. Oysa ki gerçek bunun tam tersidir. Ruhlarının derinliklerinde o ka­dar yoğun bir değersizlik duygusu barındırırlar ki, bütün bü­yüklenmeleri, gösterişleri, aşağılamaları o değersizlik duygusu­nu kapatmak içindi.