lavispsychology

Bebek­lik çağlarında başlayan bireyselleşme süreci bazı anneler tara­fından öylesine baltalanır ki evlenecek olan çocuklarının yatak odalarında kullanacakları mobilyalara bile anneleri karar verir. Pek çok kuramcı ve klinisyen sağlıklı bir şekilde geçirilemeyen ayrışma-bireyleşme sürecinin hayatın ilerleyen yıllarında ciddi ruhsal problemlere neden olduğunu vurgular. Psikoloji kitap­larında gelişim süreçleri anlatılırken anneye ait vurgunun fazla olması çoğumuzun dikkatini çeken bir durumdur. Tabii ki ço­cuğun ruhsal gelişiminde babanın da önemli bir rolü bulun­maktadır. Ancak çocuğun ilk bakım vereni anne olduğundan yaşamın ilk dönemlerine ait gelişimsel süreçler incelenirken anneye yapılan atıf daha fazladır. Burada anne ile kastedilenin biyolojik anne olmadığı, çocuğa ilk bakım verən olduğu unutulmamalıdır.
Reklam
Eğer organik bir neden veya travma yoksa çocuklardaki dav­ranış bozukluklarının nedeni yüksek oranda anne-babadır. E­beveynler hangi davranışlarının çocuklarının ruh sağlığını o­lumsuz etkilediğini genelde bilmezler. Dolayısıyla ebeveynin hatalı davranışı devam ettiği müddetçe çocuktaki problem de­vam edecektir. Bu yüzden çocuk terapilerinde ailenin de sürece dahil edilmesi önemlidir. Hatta böyle durumlarda en sağlıklı olan öncelikle ebeveynlerin terapiye alınmasıdır.Ancak bu, ço­ğu zaman mümkün değildir. Çünkü böyle bir teklif çocukla­rındaki problemin tek nedeninin kendileri olduğu iması taşır.
Son yıllarda özellikle teknolojideki gelişmelere paralel olarak proje çocuk yetiştiren anne-babaların sayısı gittikçe art­maktadır. Aileler whatsapp gruplarında at yarışı skoru takip eder gibi çocuklarının notlarını karşılaştırmaktadırlar. Çeşitli sosyal medya hesaplarında çocuklarının başarılarını paylaşır­larken aslında kendi değersizlik duygularını çocukları üzerin­den tamir ettiklerinin farkında bile değillerdir. Bunu yaparken çocuklarının da bir kişiliği olduğunu, dolayısıyla kendi tercih­leri olabileceğini gözden kaçırmaktadırlar. Bir sınavdan 70 (iyi!) aldığı için başarısı düştü diye çocuğunu psikoloğa getiren ebe­veynler, kendi ruhlarındaki değersizliği çocuklarına enjetke et­mektedirler. Uzmanlar gelecekte bu çocuk­ların çok iyi eğitim almış, kariyer yapmış, birkaç yabancı dil bilen, ancak ağır ruhsal sorunlarla mücadele eden bireyler ola­rak karşılamıza çıkacaklarını tahmin etmektedirler ..
Psikoterapide neyin danışanı daha çok iyileştirdiğine dair yapılan araştırmalar halen devam etmektedir. Dinlenmek, an­laşılmak, farkındalık kazanmak, kullanılan teknikler gibi pek çok değişkenin değişim üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Kendi izlenimlerimden yola çıkarak bu konuya dair şunu söy­leyebilirim: Bana göre psikoterapide değişime en çok katkı sağ­layan şey, kişinin yaralarından dolayı canının çok yanmış olma­sı ve artık bu acılara bir son vermeye yönelik yüksek motivasyonudur.
Psikoterapilerde değişimin diğer aile bireylerini huzursuz ettiği durumlardan biri de çocuk terapilerinde görülür. Ebe­veynler çeşitli davranış problemleri nedeniyle çocuklarını te­rapiye getirirler. Seanslar ilerledikçe çocukta değişim başlar. Bazı anne-babalar bir süre sonra çocuğun terapisini maddiyat ve zaman gibi çeşitli bahanelerle keserler. Bazen de çocuk de­ğiştikçe anne-baba arasında gerilim ve kavga başlar.
Reklam