lavispsychology

Ahlak kurallarına tâbi olunmadan nefsin cilalanması sonucu, 20. yüzyılın sonlarına doğru, yeni bir insan modeli oluşturulma­ya başlandı. Bu model, ahlaki küreselleşme süreci sayesinde ses­sizce tüm dünyaya yayıldı. Duygusal açıdan sığ, derinliklerinden kopmuş; özellikle karşılıksız sevgi, diğerkâmlık, vefa, kadirşinas­lık, sezgi, yaratıcılık, estetik ve bütünsel görüş gibi asli insanlık duygularına yabancılaşmış; insan ilişkilerinde yakın gibi görünse de aslında çok mesafeli, yalnız, menfaatçi, istismarcı, rekabetçi, cinsel açıdan ahlaksızca çok eşli, hayasızlığı özgürlük ve cesaret sanan, yaşlanmaktan ve ölümden bucak bucak kaçan, psikosomatik hastalıklardan mustarip, kronik derecede kaygılı, çevresi­ne ve kendi kendisine öfkeli bir insan..
Reklam
Analiz, kişisel farkındalığı arttırıp bireyin kendine yabancılaşmasını azaltırken; diya­lektik Marksizm toplumun politik, ekonomik ve sosyal alan­larda dışladığı ikinci sınıf insanları topluma tekrar entegre ede­rek sosyal açıdan yabancılaşmayı ortadan kaldırmayı amaçlar.

lavispsychology

, bir kitap okudu
Puan vermedi·207 syf.·
4 günde okudu
·
2023 8. kitabı
Mustafa Gödeş
8.8/10 · 264 okunma
Blaise Pascal der ki: "Hayatta hiçbir şey, işlevsizlik, tutkudan yoksunluk, yapılacak hiçbir şeyin olmaması kadar dayanılmaz değildir. Çünkü insan bu durumda hiçliğini, terk edilmişliğini, yetersizliğini, güçsüzlüğünü ve içindeki boşluğu hisseder:'
Kimi kişilik yapılanmaları için keskin bir üslup kırıcı olabilirken, özellikle borderline yapılarda çok daha net ve kararlı bir dil kullanılması tavsiye edilir. Çünkü borderline ya­pılar ipte yürüyen cambaz gibidir. Hayatları sürekli bir sağa bir sola doğru salınım içindedir. Bu metafordan yola çıkarak tera­pisti de ipe benzetecek olursak cambazın dengesini bulabilmesi için ipin oldukça gergin olması gereklidir. Bu gerginliği sağla­yan şey ise terapistin sağlam duruşudur.
Reklam