İlknur çalık

İlknur çalık
@Kitapsever10
95 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·536 syf.·
2022 39. kitabı
Hayatınızın koca bir yalan üzerine kurulduğu gerçeği ile yüzleşseniz ne yapardınız? Öncelikle Başak Sayan’ın okuduğum ilk kitabı.Okurken yer yer oturtamadığım bölümler ya da sıkıldığım noktalar oldu ama genel anlamda kitabı okurken oldukça heyecanlandım.Polisiye,din,tasavvuf,bilim,siyaset ne ararsak var kitapta.Polisiye çok sevdiğim için o bölümleri kalbimin atışları hızlanarak okudum.Ayrıca kitapta din adına da bir çok bilgi mevcut.. Hallac-I Mansur’a yer verilmiş kitapta ve beni okuduklarım çok derinden etkiledi.Onun hayat yolculuğundaki öğretileri,insanlara aşılamaya çalıştığı değerler…Bir insanın inançları yüzünden,bunları yaymak için yaptığı çaba yüzünden böylesine yargılanması nasıl acı;keşke böyle bitmeseydi çok üzüldüm,etkilendim ve şunu düşündüm gerçekten bu dünyada güzel olan insanlara yer yok kıymet yok… Hikaye gelecek olursak;Hallac-I Mansur’un kayıp risalelerinin koruyucusu nigahdar öldürülüyor ve serüven başlıyor.Yıllarrrr sonra kızı Şirin Türkiye’ye geliyor ve profesör Algan Atamanla şifreyi çözmek için yolculuklar yapıyorlar.Başlarına gelmeyen kalmıyor tabii ki bu macerada kimlerle nasıl mücadeleler veriliyor kitabı okurken bir kez daha şahit oluyoruz.Sonunda şifre çözülüyor ama yüzleştikleri gerçekler öyle acı ki;hele Şirin aşık olduğu adamın gerçek yüzünü öyle kötü görüyor ki.Meğer her gününü beraber geçirdiği sevgilisi Amir onu kullanmaktan başka bir şey yapmamış..Tabiki güzel bir son aşk yine galip geliyor ve Şirin gerçek aşkı yakalıyor Algan ile.Şirin neden evlatlık verildiğini,babasının bu sırrı korurken nasıl zorlandığını çok iyi anlıyor ve Algan ile beraber nasıl değerli bir sırrı korumaları gerektiğini daha iyi farkediyor.. Son olarak dünyadaki güç oyunları ön plana çıkarılmış ve sonuç bildiğimiz gibi bence..Bu kitabı okurken evet
NigahdarBaşak Sayan · İnkılap Kitabevi · 20191,758 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·240 syf.·
2022 38. kitabı
“Öyle garip bir dünya,olmaz dediğin ne varsa olur.Düşmem dersin düşersin,şaşmam dersin şaşarsın.En garibi de budur ya,öldüm der durur,yine de yaşarsın?” Ah İpek Bade;bize hayattaki mucizelerin en güzel tarafını gösteren güzel kalpli,güçlü ve harika kız… İpek Bade;birbirini çok seven Alper ve Beyza’nın tüp bebek tedavisi ile dünyaya prematüre gelmiş bir çocuk ve bu kitapta onun yaşam yolculuğu annesi Beyza’nın ağzından anlatılmış.Çok zor bir süreçti onlar için herkes yaşamaz dedi ama o annesi ve babasının mucizesi olarak tutundu sanki yaşama..İpek Bade özel bakıma ihtiyacı olan bir çocuk ve ilk etapta ne yürüdü,ne konuştu ne de normal çocuklar gibi ihtiyaçlarını anlatabildi.Görüp duyduğuna bile inanmadı doktorlar ölür dedi ama o ailesinin araştırmaları,desteği ve belki de sevgisi sayesinde bazı şeyleri başardı..Belki 4 yaşındaki çocuklara göre hayati fonksiyonları çok geride ama bu mücadelesi sayesinde herşeyi başaracağına herkesi inandırdı bence…Yaşamın hep gülücüklerin kadar güzel olur umarım güçlü Bade… “Düzenim bozulur,hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”demiş Şems-i Tebrizi…Biz insanlar aslında öyle farkında değiliz ki bazı şeylerin bu kitabı okurken bir kez daha şükrettim sahip olduğum herşeye..İpek Bade’nin ailesi gerçekten büyük bir sınavdan geçiyor ve öyle güzel öğrendiler ki sabrı,aile olmayı.Bu herkesin yapacağı kadar kolay değil sabırla emek emek bir çocuk büyütmekten daha fazlası.Onlar çocukları için her yolu deniyor elinden gelen her yöntemi..umarım bir gün çabalarının karşılığını en güzel şekilde alırlar..Beyza her annenin yapamayacağı kadar fedakar herkes anne olamaz evet bir kez daha anlıyoruz bu kitapta.İpek Bade onlar için mucize ve o olmasaydı aslında çoğu şeyin farkında
Kozadan ÇıkmakHatice Beyza Bulut · Ganj Yayınları · 201671 okunma
Puan vermedi·292 syf.·
2022 37. kitabı
“Babam beni istememiş” diye bir cümleyle başlıyor kitabımız ve beni ilk cümlesinden içine çekti nasıl olur da babalar çocuklarını çıkarır hayatından diye düşündüm oysaki Salim de bilememiş öyle olmadığını,çok sevildiğini anlamasının çokkk uzun yıllar alacağını … Salim Zanzibar’da doğmuş büyümüş ve hayatı çok sıradan olan bir çocuk aslında.Bence sevgi görmemiş bunu hissetmemiş,içine kapanık kitapların arasında kaybolmayı seçmiş..Kendi karar hakkı yok,maddi durumu yok,toplumsal şiddeti fazlasıyla yaşamış..Bir gün hayatı değişir ve küçük bir çocuk tabiki kendi kararı olmadan sürüklenir..Dayısı Salim’i alır ve Londra’ya götürür hatta işletme okuması gerektiğine bile karar verir oysa Salim çok sevdiği edebiyat bölümünü okumak istiyordur…Londra bu Salim için büyükkkkk bir dünya.Gittiğinde nerde olduğunu,ne yapacağını,nasıl yaşayacağını fazlaca sorguladı Salim başa çıkmakta zorlandı..Ama giden 1 yılı olsa da sonunda istediği bölümü okudu,belki herşey istediği gibi olmadı hayatında ama kendi kendine başa çıkmayı öğrendi işini buldu ve dayısının desteğini reddetti…Böyle yaşarken sevgilileri oldu sevdi,reddedildi,aşağılandı sırf ırkından ötürü yarı yolda kaldı..Neler yaşadı ama ayakta kaldı hep sonra acı haber geldi ve annesini kaybetti..Memleketine yıllarrrrr sonra geri döndü ve bir sürprizle karşılaştı. Babası ona tüm gerçekleri anlattı o anlattı Salim yıkıldı..Herşeyle başa çıkmaya devam etmek için kendi hayatına dönerken babasını da kaybettiği haberini aldı… Salim aşağılanan,bir yere çekilen,ten rengi tarafından terkedilen bir çocuk.Yaşadığı aşk sırf zenci diye bitti..Oysa ten renginin ne önemi var ki..Kendini fazlasıyla geliştiren,değiştiren ve topluma ayak uydurup hayatı çok sonra öğrenen Salim bence çok yol kat etti..Ve bu dünyada mutlu yaşamayı da fazlasıyla hak
Kumdan YürekAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 20212,274 okunma
Puan vermedi·520 syf.·
2022 35. kitabı
Ah Martin oysaki her şey yeni başlamıştı..böyle bitmemeliydi sonu dediğim bir kitap oldu Martin Eden ama kim bilir belki de bu noktaya gelen herkes böyle bir sona sahiptir.. Martin Eden toplumun alt tabakasından olan ilk etapta herkes hatta kendi akrabaları tarafından bile hor görülen bir insan.onu gerçekten seven,değer veren çok az kişi var hayatında.çok zorlu bir yaşam mücadelesi var Martin’in.Hep çok çalışıp hayatını kazanmak zorunda ve eğitim seviyesi gözümüze sokulmuş ilk etapta fakat şansını kendisi yaratıyor ve o büyülü değişim başlıyor.Bir gün aşık oluyor Martin bütün saf duygularıyla,verebileceği bütün tavizleri verip elinden geleni yapıyor.Ruth ise ilk etapta öyle aşık değil kahramanımıza fakat Martin onun istediği bir adam olmak için çabalıyor ve başarıyor.Her gün kendini geliştiriyor,araştırıp okuyor,şiirler yazıyor aşkına.Hepsi geri geliyor eserlerinin onun için feci bir çöküş bu ama vazgeçmiyor.Bir gün olaylar dayanılmaz bir hal alıyor tabi arkadaşından,alışveriş yaptığı bakkaldan ve en önemlisi aşkından oluyor Martin aşağılanma hem de nasıl..fakat bir eserini göndermesi ile dünyası değişiyor sonrasında ve ünlü oluyor birden kendi yalnızlığında kaybolmuşken hayatı bambaşka oluyor.Daha önce yüzüne bakmayan insanlar etrafında pervane oluyor,geri dönen bütün eserleri yayımlanıyor.Ama Martin büyüdü,olgunlaştı kimin nasıl bir kalbi var çoktan anladı..bütün bu değişimler ona etki etmedi o aynı Martin çünkü sadece çok parası var… İstediği noktaya gelince evinde kaldığı Maria’ya,biricik ablasına kardeşine ,çok sevdiği arkadaşı Joe’ya elinden geleni yaptı ve onları ardında mutlu bıraktı.Ruth mu onun bu hayatı haketmediğini düşünüp ona geri dönmedi tabiki..Ve bir gün geri dönmemek üzere çokkk uzun bir deniz yolculuğuna çıktı ve belki de onun için huzurla uyudu
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2022 34. kitabı
Öncelikle Ahmet Ümit çok ters köşe yapmış bu kitabında ve beni çok şaşırttı..Nerde o polisiye yazarı dedim çok büyük bir hayranı olarak.Kitap akıcı evet ama yazarın diğer kitaplarına göre benim için değişik bir tarz oldu… Hikayeye gelecek olursak;yeryüzünde beş kıta ve bu beş kıtanın prenslerinin aşk öyküsünü anlatıyor bize.Buz ülkesi prensi,Kum ülkesi prensi,Su ülkesi prensi,Rüzgar ülkesi prensi ve Dağ ülkesi prensinin aynı gece aynı rüyayı görmesi ile başlıyor serüven..Sonrasında rüyalarında gördükleri ama maalesef normalde böyle bir prenses olmayan birinin peşine düşüyorlar..Buz adasındaki maceralar mı,çöllerdeki olaylar mı,deniz kızının aşkına kapılıp gitmek mi,Zümrüdüankayı kurtarmak mı dersin ne ararsan var bu kitapta..Güzel yanı bu hikayeyi canlı yaşadım sanki anlatım tarzı çok güzel yaşıyoruz okurken..Fakat insanoğlu işte hep bi egoistlik,bencillik,kıskançlık,hırs gibi kötü özelliklere sahip olduğu için elindekini de kaybediyor…Sonuç olarak prenslerimiz de bu hırslarına yenik düştükleri için prenseslerine ulaşamadılar..Oysa ne güzel yazmış Ahmet Ümit özgürlük yoksa aşk da yoktur diye…Bir kadını bırakın o seçsin istediğini doğruya o gitsin demiş.. Özgürlüğün kısıtlandığı yerde aşkın da olmayacağını,bir ilişkinin huzurlu ilerlemesi için çiftlerin birbirine saygı duyması gerektiğini ve aşkın ne güzel ne doyumsuz olduğunu çok güzel anlatmış Ahmet Ümit ..tekrar diyorum evet tarz olarak bir Ahmet Ümit eseri değil belki ama ben verdiği mesajlara,yazma tarzına bir kez daha hayran oldum..İyi ki okudum
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma