“Babam beni istememiş” diye bir cümleyle başlıyor kitabımız ve beni ilk cümlesinden içine çekti nasıl olur da babalar çocuklarını çıkarır hayatından diye düşündüm oysaki Salim de bilememiş öyle olmadığını,çok sevildiğini anlamasının çokkk uzun yıllar alacağını …
Salim Zanzibar’da doğmuş büyümüş ve hayatı çok sıradan olan bir çocuk aslında.Bence sevgi görmemiş bunu hissetmemiş,içine kapanık kitapların arasında kaybolmayı seçmiş..Kendi karar hakkı yok,maddi durumu yok,toplumsal şiddeti fazlasıyla yaşamış..Bir gün hayatı değişir ve küçük bir çocuk tabiki kendi kararı olmadan sürüklenir..Dayısı Salim’i alır ve Londra’ya götürür hatta işletme okuması gerektiğine bile karar verir oysa Salim çok sevdiği edebiyat bölümünü okumak istiyordur…Londra bu Salim için büyükkkkk bir dünya.Gittiğinde nerde olduğunu,ne yapacağını,nasıl yaşayacağını fazlaca sorguladı Salim başa çıkmakta zorlandı..Ama giden 1 yılı olsa da sonunda istediği bölümü okudu,belki herşey istediği gibi olmadı hayatında ama kendi kendine başa çıkmayı öğrendi işini buldu ve dayısının desteğini reddetti…Böyle yaşarken sevgilileri oldu sevdi,reddedildi,aşağılandı sırf ırkından ötürü yarı yolda kaldı..Neler yaşadı ama ayakta kaldı hep sonra acı haber geldi ve annesini kaybetti..Memleketine yıllarrrrr sonra geri döndü ve bir sürprizle karşılaştı. Babası ona tüm gerçekleri anlattı o anlattı Salim yıkıldı..Herşeyle başa çıkmaya devam etmek için kendi hayatına dönerken babasını da kaybettiği haberini aldı…
Salim aşağılanan,bir yere çekilen,ten rengi tarafından terkedilen bir çocuk.Yaşadığı aşk sırf zenci diye bitti..Oysa ten renginin ne önemi var ki..Kendini fazlasıyla geliştiren,değiştiren ve topluma ayak uydurup hayatı çok sonra öğrenen Salim bence çok yol kat etti..Ve bu dünyada mutlu yaşamayı da fazlasıyla hak