Hayatınızın koca bir yalan üzerine kurulduğu gerçeği ile yüzleşseniz ne yapardınız?
Öncelikle Başak Sayan’ın okuduğum ilk kitabı.Okurken yer yer oturtamadığım bölümler ya da sıkıldığım noktalar oldu ama genel anlamda kitabı okurken oldukça heyecanlandım.Polisiye,din,tasavvuf,bilim,siyaset ne ararsak var kitapta.Polisiye çok sevdiğim için o bölümleri kalbimin atışları hızlanarak okudum.Ayrıca kitapta din adına da bir çok bilgi mevcut..
Hallac-I Mansur’a yer verilmiş kitapta ve beni okuduklarım çok derinden etkiledi.Onun hayat yolculuğundaki öğretileri,insanlara aşılamaya çalıştığı değerler…Bir insanın inançları yüzünden,bunları yaymak için yaptığı çaba yüzünden böylesine yargılanması nasıl acı;keşke böyle bitmeseydi çok üzüldüm,etkilendim ve şunu düşündüm gerçekten bu dünyada güzel olan insanlara yer yok kıymet yok…
Hikaye gelecek olursak;Hallac-I Mansur’un kayıp risalelerinin koruyucusu nigahdar öldürülüyor ve serüven başlıyor.Yıllarrrr sonra kızı Şirin Türkiye’ye geliyor ve profesör Algan Atamanla şifreyi çözmek için yolculuklar yapıyorlar.Başlarına gelmeyen kalmıyor tabii ki bu macerada kimlerle nasıl mücadeleler veriliyor kitabı okurken bir kez daha şahit oluyoruz.Sonunda şifre çözülüyor ama yüzleştikleri gerçekler öyle acı ki;hele Şirin aşık olduğu adamın gerçek yüzünü öyle kötü görüyor ki.Meğer her gününü beraber geçirdiği sevgilisi Amir onu kullanmaktan başka bir şey yapmamış..Tabiki güzel bir son aşk yine galip geliyor ve Şirin gerçek aşkı yakalıyor Algan ile.Şirin neden evlatlık verildiğini,babasının bu sırrı korurken nasıl zorlandığını çok iyi anlıyor ve Algan ile beraber nasıl değerli bir sırrı korumaları gerektiğini daha iyi farkediyor..
Son olarak dünyadaki güç oyunları ön plana çıkarılmış ve sonuç bildiğimiz gibi bence..Bu kitabı okurken evet