Herkes sanır ki " Selvi Boylum Al Yazmalım" bir aşkın filmi.
Oysa İlyas'a aşıktı Asya,
Cemşit'i sevdi.
Aşk ömürde bir defa olur.
Ama insan iyiyi güzeli hep severdi.
Asya aşıktı İlyas'a ama Cemşit'i sevdi.
Hayat, hani o Asya'nın dönüp bakarsam gidemem dediği çizgi.
Sevdi ama aşk başka, dönüp baksa gidemezdi.
Çünkü Cemşit gibi severse bir adam,
Öyle sevilirse Asya gibi bir kadın,
Dönüp bakmazdı ölse bile.
Dönüp bakmadı ve gitti.
O filmde sevgi aşkı yendi.
Sahi neydi sevgi "Sevgi emekti"
Aşk mı???
Kaybedenler konuşulmaz.
Aşk kaybetti...
(Alıntı)
Hep karşıma çıkan ama bir türlü tanışamadığım yazarın ilk defa okudum bir kitabını ve beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Sanırım yeri ben de hep ayrı olacak. Diğerlerini de okumak için sabırsızlanıyorum.
11 yaşında korucu kızı "Derdâ" ile mezarlık çocuğu "Derda"nın birbirlerine karışan hayatlarından etkilenmemek ne mümkün.
Bir insanın hayatta güvenebileceği hiç kimsenin olmaması ne kadar acı. Hele ki küçük bir çocuksanız. İnsanın kalbinin sıkıştığı, yerine kendini dahi koyamadığı, gerçek hayatta olmamasını dileyecek kadar (ne yazık ki var) yüreğinin yandığı bir hikaye. Nefes alamadım okurken
Çok güzel bir hikaye demicem. Çünkü güzel kelimesini kullanamam. Güzel kelimesi haksızlık olur Derda'nın tüm yaşadıklarına. Böyle bir hayat asla güzel olamaz asla...
Küfür etmem sevmem de ama Derda'larla beraber tüm yaşananlara sövdüm saydım. (Ağzınıza sağlık)
Bu kitaba ne söylesem AZ. İçindeki insanlığa ne söylesem AZ. Yaşananlara, yaşatılanlara ne söylesem AZ AZ AZ...
En iyisi mi yüreğiniz kaldırabiliyorsa okuyun. Keyifli okumalar...