Filiz Genç İpek

Filiz Genç İpek
@Kitapsever57
17 Yaşından bu yana STK’larda yer aldım. Son 25 yıldır kadın ve çocuklar için gönüllü olarak çalışıyorum.Emekliyim. Üç ayrı kitap kulübünde Ayda birer kez okuduğum kitapları tartışıyorum. Evliyim, anneyim.Hayvanseverim.
İletişim Uzmanı
Lisansüstü
Ankara
Mersin
194 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Cam tavanı dahi delmeyi başaran Sarah bugün, sağlıklı insanlarla; bundan böyle ait olduğu sağlıksız, zayıf, kırılgan insanları birbirinden ayıran o görünmez duvara çarpmıştı. Johnson ve meslektaşları onu diri diri gömüyorlardı. Bede­nini bir çukura attıktan sonra üzerini kürek kürek gülücükle, sahte sevecenlikle örtüyorlardı. Artık profesyonel anlamda öl­müştü. Bunu biliyordu. Tıpkı bir rüya gibi, elinden hiçbir şey gelmeden kendi cenazesine eşlik ediyordu. Ne kadar bağırsa, tabutun içinde ve hâlâ canlı olduğunu haykırsa da kimsenin sesini duyduğu yoktu. Zulüm gitgide uyanıkken gördüğü bir kâbusa dönüşüyordu. Herkes yalan söylüyordu. Herkes “Güçlü ol”, “Kurtulacak­sın”, “Seninleyiz” diyor ancak davranışları tam tersini söylü­ yordu. Herkes onu yüzüstü bırakmıştı. Tıpkı hurdaya çıkmış bir eşya gibi fırlatıp atmışlardı. Her şeyini, bütün hayatını işine adayan Sarah; bugün ve­rimlilik, kârlılık ve performans sunağında feda ediliyordu. “Ya yaparsın ya ölürsün”hesabı... Yapamıyordu, öyleyse ölsündü.
Sayfa 155 - Yan Pasaj Yayınevi, ilk baskı, mart 2020·Kitabı okudu
Reklam
Kabul etmekte zorlansa da maruz kaldığı bu şiddetin bir adı vardı: ayrımcılık! Duruşmalar esnasında en az yüz kere duyduğu ve anlamını ezbere bildiği bu kelime kendisini il­gilendiren bir tanım olamazdı; en azından eskiden o öyle zannediyordu. Ayrımcılık “Birine ırkı, cinsiyeti, ailevi duru­mu, kilosu, fiziksel görünüşü, ismi, sağlık durumu, sakatlığı, genetik özellikleri, âdetleri, cinsel kimliği veya tercihi, yaşı, siyasi görüşü, sendikal faaliyetleri, ait olduğu veya olmadığı etnik kökeni, ülkesi, ırkı veya dini nedeniyle farklı muamele etmek,”demekti. Bu kelime çoğu zaman, sosyolog Erving Goffman’ın, “Bir kalıba sokularak sınıflandırmak istenilen bireyi, bu kategori­ den ayrıştıran ve farklı kılan özellik”olarak tanımladığı “dam­ galamak”kelimesiyle bir tutuluyordu. Bu sebepten dolayı acı çeken birey, Goffman’ın adlandırdığı şekliyle “normal birey­ lere”karşı çıkan “damgalanmış”bir bireydi. Sarah artık damgalandığından emindi. Gençliği, diriliği göklere çıkaran bu toplumda hastalara ve zayıflara yer yoktu. Bugüne kadar güçlülerin dünyasına ait olan Sarah, yaşadığı sarsıntıyla artık saf değiştirmişti.
Sayfa 135 - Yan Pasaj Yayınevi, ilk baskı, mart 2020·Kitabı okudu
Nagarajan, tıpkı bütün hayatı boyunca peşinden koş­ tuğu hayduda saygı duymaya başlayan bir kanun adamı gibi, sonunda bu kemirgenlere saygı duymaya başlamış, yakınlık hisseder olmuştu. Bu canlıların da kendisinden bir farkı ol­madığını düşünüyordu artık. Sonuçta onlar da karınlarını do­yurmaya ve hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Gerçekten de fare olarak reenkarne olup hayat boyu sütle beslenmenin çok hoş olacağına inanıyordu. Yorucu bir günün sonunda bazen bir ninni gibi bu düşünceyle uykuya daldığı bile oluyordu. Belki tuhaf bir ninniydi bu, ancak önemli değildi. Sonuçta bu onun ninnisi, onun hayaliydi.
Sayfa 81 - Yan Pasaj Yayınevi, ilk baskı, mart 2020·Kitabı okudu
Smita içini ürperten o rakamı duymuştu: Ülke genelinde her yıl iki milyon kadın öldürülüyordu. Her yıl iki milyon kadın hiç kimsenin umurunda olmadan erkek barbarlığının kurbanı oluyordu. Bu durum dünyanın da umurunda değildi. Bütün dünya onlara arkasını dönmüştü. Bu şiddet, bu nefret seli karşısında kim olduğunu sanıyor­ du? Bundan kaçabileceğine mi inanıyordu? Diğerlerinden daha güçlü olduğunu mu düşünüyordu?
Sayfa 79 - Yan Pasaj Yayınevi, ilk baskı, mart 2020·Kitabı okudu
Burada, yaşadığı bu ülkede, te­- cavüz kurbanlarının suçlu görüldüklerini çok iyi biliyordu. Bu ülkede kadına saygı duyulmuyordu, hele ki o kadın bir Dokunulmaz ise... Dokunmanın, hatta bakmanın bile yasak olduğu bu insanlara hiç utanmadan tecavüz etmek serbestti. Bu topraklarda borcu olan adamı cezalandırmak için karı­sına tecavüz ediliyordu. Evli bir kadınla ilişkiye giren ada­ Bmı cezalandırmak için kız kardeşlerine... Tecavüz çok güçlü bir silahtı. Tecavüz en büyük kitle imha silahıydı. Bunun bir salgın olduğunu söyleyenler dahi vardı. Yakın geçmişte kom­ şu köylerden birindeki köy meclisinin aldığı bir karar, gaze­te manşetlerinde yer almıştı: iki genç kız, üst kasta mensup evli bir kadınla kaçan ağabeylerinin işlediği bu suça karşılık, köy meydanında çırılçıplak soyulup tecavüz edilme cezasına çarptırılmıştı. Meclisin verdiği ceza, köy halkının gözü önün­de uygulanmıştı.
Sayfa 78 - Yan Pasaj Yayınevi, ilk baskı, mart 2020·Kitabı okudu
Reklam