Filiz Genç İpek

Filiz Genç İpek
@Kitapsever57
17 Yaşından bu yana STK’larda yer aldım. Son 25 yıldır kadın ve çocuklar için gönüllü olarak çalışıyorum.Emekliyim. Üç ayrı kitap kulübünde Ayda birer kez okuduğum kitapları tartışıyorum. Evliyim, anneyim.Hayvanseverim.
İletişim Uzmanı
Lisansüstü
Ankara
Mersin
194 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Tolstoy Anna Karenina’yı yazmış, annede baki kadını bulup açığa çıkarmış ve tahrip gücünü göstermiştir; çünkü annelik konformizmi meslek edinmek demektir ve hiç bir kandırmaca şiddete baş vurmadan ruhu bu meslekten kurtaramaz; mesleğin eğitim kampı da hamileliktir.
Sayfa 22 - YKY 2. baskı, İstanbul Nisan 2026·Kitabı okudu
Reklam
Barışın insanların canını sıktığını, barış sürdükçe ona karşı zar zor zaptettikleri bir öfke biriktirdiklerini, kudretine övgüler dü­ zerken barışa karşı çalıştıklarını, barışın bozulup savaşa, kıyıma, tecavüze ve yıkıma dönüşmesi için çalıştıklarını bilmezdim. Bü­ tün o ulu ilahlar içinde en çok korktuğum ilah, ibadet edemediğim, sınırl arda gezen ve koçu dişi koyuna, boğayı düveye saldırtan, kı­lıcı çiftçinin eline veren ilahtı: Mavors, Mannor, Mars.
Sayfa 40 - Metis Yayınları,2009 ISBN-13: 978-975-342-734-0·Kitabı okudu
babamın Latium'a getirdiği barış gerçek bir barıştı, sağlamdı. O yerde küçücük çocuklar sığırlara bakabiliyor, yazlan çobanlar sürülerini hırsızlık tehlikesi olmaksızın otlaklarda kendi başlarına bırakabiliyor, kadınlarla kızlar yanlarına muhafız almak veya toplu halde dolaşmak zorunda kalmıyor, Latium'un her yolun­ da korkusuzca yürüyebiliyorlardı. Yolun olmadığı gerçek anlamda vahşi bölgelerde bile kurttan ve yaban domuzundan korkardık, in­ sandan değil. Bütün genç kızlık dönemimde bu düzen hakim oldu. ğu için dünyanın da hep böyle olduğunu ve olacağını zanneder­ dim. Barışın insanların canını sıktığını, barış sürdükçe ona karşı zar zor zaptettikleri bir öfke biriktirdiklerini, kudretine övgüler dü­ zerken barışa karşı çalıştıklarını, barışın bozulup savaşa, kıyıma, tecavüze ve yıkıma dönüşmesi için çalıştıklarını bilmezdim.
Sayfa 39 - Metis Yayınları,2009 ISBN-13: 978-975-342-734-0·Kitabı okudu
Kalkanı incelemeye devam ederken daha önce fark etmedi­ğim şeyler görüyorum. O büyük şehir veya başka bir büyük şehir harabe durumda, tamamen yakılıp yıkılmış. Sonra harabeye dön­müş bir şehir daha görüyorum, sonra bir tane daha. Devasa alev­ler fışkırıyor ardı sıra, bir hat şeklinde, bütün bir bölgeyi sarıyor. Dev savaş makineleri toprak üzerinde ilerliyor, su altına dalıyor veya gökyüzünden yıldırım gibi geçiyor. Toprak da yağ karası du­manlar çıkara çıkara yanıyor. Şimdi dünyanın sonundaki denizin üzerinde muazzam büyüklükte yuvarlak bir tahrip bulutu yükseli­yor. Bunun dünyanın sonu olduğunu biliyorum. Korku içinde Ae­neas'a, "Bak, bak!" diyorum. Ama kalkanın üzerinde gördüğüm şeyi göremiyor o. Onu gö­recek kadar yaşamayacak. Hepsi hepsi üç sene sonra ölmek ve be­ni dul bırakmak zorunda. Sadece ben, Albunea ormanlarında şair­le karşılaşmış olan ben, kocamın kalkanının tunç yüzeyine bakıp onun yer almayacağı savaşları görebilirim. Şair kocama can verdi, ulu bir hayat, ölmek zorunda o yüzden. Çok az bir hayat verdiği ben ise varlığımı sürdürebileceğim. Dünyanın sonundaki denizin üzerindeki bulutu görecek kadar ya­şayabileceğim.
Sayfa 35 - Metis Yayınları,2009 ISBN-13: 978-975-342-734-0·Kitabı okudu
Oğullarımızın oğullarına miras kalacak bir çağ olabilir," di­yor çok alçak bir sesle. Aeneas'ın ağzını bıçak açmaz genelde, ko­nuştuğunda da uzun konuşmaz, çoğunlukla da alçak sesle konu­şur. Somurtkan değildir asla, sessizdir, kelimeleri kılıcı gibi kulla­nır, yalnızca ihtiyaç duyduğunda.
Sayfa 34 - Metis Yayınları,2009 ISBN-13: 978-975-342-734-0·Kitabı okudu
Reklam