"Biliyor musun madam" dedi. "Kürtler, asi olsun, gözü pek olsun, korkusuz olsun diye doğar doğmaz bebeklerin kafatasını jiletle kesiyorlar.Beyninin suyunu akıtıyor, sonra o suyu kanla karıştırıp tekrar bebeğe iciriyorlar."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.
Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret,
doğurmaya mahkûm,
çocuklarını kaybetmekle mühürlü,
yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.
İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım.
O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım.
Kant'ın görüşüne göre felsefede, çevremizdeki dünyaya ilişkin kuru yorum yapmamamız gerekir;
Bunun yerine hepimizin kendi zihinsel yetilerini eleştirmesi gerekir.
Diğer mahkûmlar bu davranışı ürkütücü bulurlar(çünkü mağaranın karanlığı hâlâ onların tek gerçekliğidir) ve övgüde bulunmak yerine özgürleşen mahkûmu aptal yerine koyarlar, onun söylediklerine inanmazlar. Mahkûmlar, kendilerini serbest bırakırsa onu öldürecekleri tehdidini savururlar.