Filozof ve hayalperestti. Sessiz bir mağarada yaşayacak kadar münzevi; zenginliği basit şeylerde, güzelliği bir yağmur damlasında bulacak kadar mütevazıydı.
Sünnet esnasında donuk ve tepkisiz durmasının tek bir sebebi vardı: Annesinin onu nasıl ve neden kandırdığını düşünüyor olması. Hazmedememişti İskender bu ihaneti. Sevip de kandırmayı. İnsanın canı kadar sevdiği birini oyuna getirebileceği aklının ucundan dahi geçmemişti. O güne dek bilmezdi, birine bütün kalbinle muhabbet besleyip yine de onu incitmek istemenin mümkün olabileceğini.
Sevginin ve aşkın karmakarışık halleri üzerine aldığı ilk hayat dersiydi bu.
"Görebiliyo musun onu?" diye sordu Doris.
"Evet. Işıkları yanıyo. Oturmuş bir şey okuyo gibi. Tanrım, bu adam amma da çok okuyo. Gözlerinin bozulmaması da hayret bir şiy yani.