"Korkarım ne demek istediğimi anlamadın." dedi usulca Martin. "Söylemek istediğim şey şu: Beni seviyorsan, beni reddedecek kadar az sevdiğin güne göre, nasıl oluyor da şu anda beni daha çok seviyorsun?"
Şu anda kafamı en çok kurcalayan şey, beni neden istedikleri. Beni kendim olduğum için istiyor olamazlar çünkü hala eskiden istemedikleri kişiyim. Demek ki beni başka bir şey için, ben olmayan bir şey için istiyorlar! Sana bu şeyin ne olduğunu söyleyeyim mi? Gördüğüm kabuldür bu.
Kesin olan tek şey vardı: Morse ailesi Martin'i kendisi için veya eserleri için istiyor değildi. Şöhreti için, tanınmış olduğu için ve bir de-neden olmasın?- yüz bin dolar parası olduğu için istiyor olmalıydı. Burjuva toplumu insanın değerini böyle ölçüyordu; Martin Eden de kim oluyordu ki başka türlü muamele beklesin?
Öte yandan o da bir insandı, başkalarıyla beraber olmaktan hoşlanıyor ancak bu ihtiyacını tatmin edemiyordu. Kendine yeni bir ev bulamamıştı. Çetesi nasıl anlamıyorsa, ailesi nasıl anlamıyorsa, burjuvazi nasıl anlamıyorsa, baş tacı ettiği yanındaki şu kız da ne onu ne de kendisine verdiği büyük onuru anlıyordu.