Siz, "benim hata ettiğimi, başkasını sevebileceğimi" söylüyorsunuz. Ben de bazen sizin başkasını sevebileceğinizi düşünüyorum. Peki, o zaman ne olacak? Şimdi yaptığım şeye o zaman nasıl hak vereceğim? İnsanları, toplumu bir kenara bırakın, ben kendime ne diyeceğim? Bu düşünce zaman zaman benim de uykumu kaçırıyor, ancak ben geleceğe dair kuşkularımla sizi üzmüyorum; çünkü ben umutların en iyisine bağlanıyorum. Bendeki mutluluk, korkularımı bastırıyor. Gözlerinizin parlamasına, beni aramak için tepelere tırmanmanıza, uyuşukluktan kurtulup bana bir kitap ya da çiçek almak için şehre koşmanıza, benim için gülmenize, hayata bağlanmanıza değer veriyorum. Hata işliyorsam, sonradan buna ahlayacaksam, hiç olmazsa şuramda (elini kalbine koyarak) hissediyorum ki, bunun suçlusu ben olmayacağım. Demek ki olmayacakmış,Tanrı böyle istemiş diyeceğim. İleride gözyaşı dökmekten korkmuyorum. Bir hiç uğruna ağlamayacağım, bedelini vermiş olacağım. Ben öyle mutlu... mutluydum ki!
Lakin aşk hastalık gibi nazlı, belirsiz, birdenbire ortaya çıkan bir duygu olarak adlandırılsa da, onun da her şey gibi sebepleri ve kuralları vardır. Bu kurallar eğer bugüne kadar az irdelenmişse bunun nedeni aşka kapılan insanın bu duygunun ruhuna nasıl işlediğini, sanki derin bir uykudaymış gibi duygularını uyuşturduğunu, ilk andan başlayarak görme becerisini yitirdiğini, yüreğinin ve nabzının ne zaman hızlanmaya başladığını, ölene kadar nasıl bağlandığını, kendisini feda etmeye nasıl hazır olduğunu, ben kavramının nasıl "o" kavramına dönüştüğünü, aklının olağanüstü bir şekilde nasıl zayıfladığını ya da olağanüstü bir şekilde nasıl keskinleştiğini, iradesinin ve düşüncelerinin nasıl esir olduğunu, dizlerinin nasıl titrediğini, ateşinin nasıl yükseldiğini ya da gözlerinin nasıl yaşla dolduğunu bilmemesindendir.
Cezamı çekiyorum; kendi gücüme çok güvenmiştim; ve işte hatam da bu oldu; senin korktuğun nedenlerden değil. Gençlik, güzellik konusunda hayaller kurmadım: Ben seni yeni baştan yaratacağımı, benim için yaşama sarılabileceğini düşünmüştüm; sense çoktan ölmüşsün. Bu hatayı önceden göremedim, hep bekledim, ümit ettim... ve işte!
Seni tanıdığım günden beri başka bir düşüncem yok... Evet, şimdi yine tekrarlıyorum, sadece bir tek sensin benim amacım. Sen yanımda olmasan aklımı oynatır, şimdi ölürüm! Şimdi duyuyor, görüyor, düşünüyor ve seninle hissediyorum. Seninle olmadığım günler uyuyakaldığıma, kendimi yitirmediğime neden şaşıyorsun? Hiçbir şeyden mutlu olmuyor, her şeyden sıkılıyorum; makine gibi oluyorum: Ne yaptığımın farkında bile olmadan yürüyorum.