Tarihe baktığımız zaman, zalimlerin karşısına çıkanlar, onlarla en büyük mücadeleye giren, onlara asla boyun eğmeyen, zindan ve işkence pahasına Allah'ın adını haykıran, Tevhid davasına canını ortaya koyanlar; ilim sahipleri ve ilmiyle amel edenlerdir. İşte Kur'an'dan bir örnek; Allah'ın ilmi kendisine ulaşmış, Rabbini tanımış, anlamış, kavramış, anladığı ile amel etmiş Asiye annemiz, Firavunun zulmüne rağmen dünyadaki sarayları değil, cennette bir ev isteyen örnek şahsiyet...
"Eğer İslam siyaset değil, sosyal hayat değil, ekonomi değil, kültür değilse, peki ya nedir? Şuursuz kalplerle eğilip kalkmalarımız, şuursuzca ağzımızda gevelediğimiz bir takım sözcükler midir İslam?"
Hasan el-Benna
İslam, Allah'ın koyduğu kuralları yaşamanın adıdır. Allah ne emretti ise kul ona teslim olur, kayıtsız şartsız emredileni yapar. Bu da onun İslam'a girmiş bir Müslüman olduğunu gösterir. Hangi emri hangi dereceden emretmiş ise Allah, kul o emrediliş derecesine ve kendi becerme kudretine göre emri yerine getirir. Bunun adı Müslümanlıktır. Müslüman olarak yaşamayı belirleyen bu emirlerden biri de cihat emridir.
Bir hiç düzeyinde iken Her Şey Olan'a bağlanmak, umutsuz iken Umudun Kaynağı'na yönelmek, fani iken Ebedî olanla beraber olmak insan için kârı hesap edilemez bir kazançtır.
~Müslüman, mevzide durmakla mükelleftir; mevziyi ve menzili korumak ise Allah'ın tasarrufundadır. Allah bizden zafer değil, sefer istiyor. Karıncaların suyunu küçümsemeyin. Ateşi karıncalar da söndürür. Ebabil'le Ebrehe'nin ordusunu hâk ile yeksan eden, karıncanın suyuyla da ateş söndürmeye kâdirdir...
~Mevzide durmak, mücerret olarak bir noktada beklemekten ibaret değildir. Mevzide durmak, müslümanca yaşamanın gereğini yapmaktır. Hayatın bütün şubelerini istila eden riddete karşı da çare aramaktır.