Bu dünyada insanların korktuğu tek sey ögrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor. Bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neseli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsılıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten,zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
İncir kuşları, bugün yaşanan dramatik olayları gözlerimin önüne getirdi. Yıllardır süregelen bir savaş farklı milletlerde dahi olsa yaşanan acı, dram hep aynı tazelikte. Yıllar önce sırpların yaktığı, yıktığı, incittiği, tecavüz edip, zulme uğrattığı Boşnaklardı. Bugün ise Gazze-Filistin, Doğu Türkistan ve bir çok MÜSLÜMAN ülkesi!
Gözlerim dolu dolu okudum kitabı orada yaşanan acıları kendim yaşamış gibi hissettim bir kadın olarak. O kadınların onlarlarca erkek tarafından defalarca tecavüze uğradığı ve sırp erkek doğuracaksın denilerek zulme uğrattığı o kız çocukları, kadınlar… Çırılçıplak bir çok erkeğin karşısına çıkarılan kadınlar…
Dünyanın sessiz kaldığı zulümler insanlığı yok ediyor; Ruhunu, bedenini, geleceğini… Bizler ise sadece izliyoruz! Bir gün bizimde başımıza geleceğinden belki de habersiz… Okurken tüylerim ürperdi ve bugün yaşanan zulmü düşündüm. Acı! Gerçekten çok acı yazık ki bize bir gün başımıza geleceklerden habersiz gaflet içinde yaşıyoruz.
Birlesmis Milletler bu soykirimda Bosnaklann yasadiklari trajediye neden seyirci kaldi? Yoksa Birlesmis Milletler, içinde Müslüman devletleri de barindiran bir Hiristiyan toplulugu mu?