Sümeyye Demirbaş

Sümeyye Demirbaş
@Kitapsvn
“Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegâne tesellidir.”
Çünkü insanın en mutlu olduğu anlar, aklın gönül içinde eridiği; yani aşka kendini teslim ettiği anlardır.
Reklam
Çünkü aşk beklenilmez, birdenbire gelir. Aşka tutulan kişinin tavrı o anda başkalaşır, kalbinin ritmi artar, bedeninde fizyolojik değişimler baş gösterir, ne yaptığını bilmez olur. Bu hâl ise tam anlamıyla bir mecnunluktur. Tıpkı Leylâ'nın çılgını diye bilinen Kays'ın, adım adım delirmesi ve sonunda Mecnun olması gibi.
Ne din ne de yasalar yasaklamıştır aşkı; yürekler Allah'a aittir çünkü. Canların birbirinde kaynayıp erimesidir, canların can özünde yitirilmesi ve aranmamasıdır aşk.
Yedi Askı'nın şairlerinden biri şöyle soruyor: "Şaşkın vaziyetteyim; nefsimi mi azarlayayım, arzulu gözümü mü, yoksa kalbimi mi?"
Ebu Hureyre der ki: "Kalp bir kral ise, organlar emrine amade askerler gibidir. Kral iyi davranış içinde olursa, askerler de ona uyar. O fenalık yaparsa, emrindeki askerler de fena davranır."
Reklam