Olumsuz duyguları kabul edelim, onları içimize buyur edelim ama onlara demir atmayalım. İçimizin uzayında serbestçe gezinmesine, geliş gidişlerine izin verelim. Onlardan kaçınmak veya onları zorla geri göndermeye çalışmak bu duyguların daha kalıcı hale gelmesine yol açar.
Babam bir gün ormanda bir avcı görür. Avcı dişi bir kumru güvercini takip etmektedir. O anda aniden kumrunun erkeği çıkagelir. Dişisine bakar. Tam o sırada avcı dişi kumruyu vurur, öldürür. Bunu gören erkek kumru çaresizliğinden kendi etrafında fır dönerek havada yükselir yükselir, öyle yükselir ki gözlerden kaybolur. "Gözümüzden kayboluncaya kadar o kuşa baktık" diye devam etti babam; "sonra, o kuş o yüksekliğe varınca kanatlarını kapattı, başını yere çevirdi ve çığlıklar atarak kendini yere sapladı, paramparça oldu, ezildi ve öldü."