Bir gün baktım aynı evde iki çocukla fakat artık birlikte değiliz. Bir zaman bir yerde birbirimizden vazgeçmiş, bunu da kabullenmişiz. Kamuran koltuğuna çekilmiş, ben mutfağa yerleşmişim. İçimizde öfkeler, kırgınlıklar, alışkanlıklar, sevinçler, birlikte geçmiş koca bir hayat biriktirmişiz. İki kör bıçak gibi birbirimize bilenmiş, ama kesmeyi de becerememişiz. İnsan her şeye alışıyor ya, buna da alışmışız. Mutluluk heveslerimizi ileri bir tarihe ata ata yaşayıp yaşlanmışız.
İnsan hep bir gün çok mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir. Ama bir gün muhakkak hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır. Gelecekte muğlak bir takvim yaptığına mühürlenmiş o günü, ufak tefek engellerin hayat altından çekileceği münasip bir zamanı erteler durur insan. Okulu bitirince, işe girince, evlenince, çocuklar büyüyünce... Sonra genellikle o gün gelemeden de ölür.