Kitap, hayatın içinden, kimi zaman hüzünlü kimi zaman umut dolu hikâyeleriyle okuru adeta bir duygu treni gibi sürüklüyor.
Kitap, bavula sığmayan anılar, duygular ve yaşanmışlıklarla örülü bir yapıya sahip. Her hikâye, içinde bir yolculuk barındırıyor; bu yolculuk bazen fiziksel bir göç, bazen de insanın kendi içine yaptığı bir keşif. Yazar, yalnızlık, aidiyet, geçmişle yüzleşme, anılar ve değişim gibi temaları ustalıkla işliyor. Karakterlerin yaşadıkları, okurun kendi geçmişine dönüp bakmasını sağlıyor ve her hikâyede bir parça kendimizi buluyoruz.
Nermin Yıldırım’ın üslubu her zamanki gibi akıcı ve etkileyici. Kitaptaki öyküler, uzun soluklu cümlelerden ziyade duygu yoğunluğu ve çağrışımlarla okurun içine işliyor. Yazarın kelimeleri öylesine seçilmiş ki, bir cümle bazen bir ömrü anlatabilecek kadar güçlü olabiliyor. Özellikle betimlemeleri sayesinde mekanlar ve karakterler canlı bir şekilde zihinde beliriyor.
Her okurun kendisine yakın bulacağı, belki de hiç unutamayacağı öyküler mutlaka vardır. Kimisi için bir göç hikâyesi yüreğine dokunurken, kimisi için bir ayrılık anlatısı ruhuna işleyebilir. Kitaptaki bazı hikâyeler, karakterlerin derinliği ve çarpıcı sonlarıyla uzun süre akılda kalıyor.
Bu kitap bana, insanın geçmişinden kopamayacağını, anıların ve duyguların her zaman bir bavul gibi taşındığını hatırlattı. Nermin Yıldırım’ın kelimeleri arasında gezinirken kimi zaman hüzünlendim, kimi zaman düşündüm ve çoğu zaman kendimden parçalar buldum. Bence, edebiyatın en büyük gücü de bu: Okuru kendi iç yolculuğuna çıkarabilmek.
Eğer duygu yüklü, insana kendini sorgulatan ve hayatın içinden hikâyeler okumayı seviyorsanız, Bavula Sığmayan tam da size göre bir kitap. Bavula sığdıramadıklarımızı anlamak ve onlarla yüzleşmek isteyen herkesin okuması gereken bir eser.