Fevkalade Bi kitap okudum. Tadı damakta kalır mı kitabın kalıyormuş. Sanki dizlerinin yanına oturtmuş da beni öğütler veriyordu resmen tatlı tatlı.
Halil Cibran’ın Ermiş kitabı, felsefi ve tasavvufi yönü güçlü, derin anlamlar barındıran bir eser.
Cibran, bu kitapta insanın ruhsal yolculuğunu ele alıyor ve hayatın anlamını sorguluyor. Dili şiirsel ve sembollerle dolu olduğu için herkesin farklı anlamlar çıkarabileceği bir eser. Okuyucuya direkt olarak bir şey dikte etmek yerine, düşünmeye ve hissetmeye yönlendiriyor. Her okuduğunuzda daha farklı anlamlar buldurur size bu eser. O nedenle bazı kişiler başucu kitabı olarak görüyor.
Kitabın en güçlü yanı, okurken ruhsal bir dinginlik vermesi ve okuyucunun içsel dünyasına hitap etmesi.
Kitapta işlenen en önemli temalar şunlar:
Aşk ve Özgürlük: Yazara göre aşk kutsaldır ama sahiplenmek değildir. Özgürlük ise dışsal kısıtlamalardan çok, insanın içsel olarak zincirlerinden kurtulmasıdır.
Adalet: Kitabın en düşündürücü bölümlerinden biri. Yazar , adaletin gerçekten var olup olmadığını sorgular ve hukukun sağladığı adaletin genellikle pişmanlıktan ibaret olduğunu ima eder.
Acı ve Mutluluk: Acının da mutluluk kadar değerli olduğunu söyler. Hatta, mutluluğun tam anlamıyla hissedilebilmesi için acının da yaşanması gerektiğini vurgular.
Evlilik ve İnsan İlişkileri: Yazar , insanların birbiriyle bağ kurmasını önemser ama bireyselliğin de korunması gerektiğini söyler. Bir ilişkide iki insanın bir bütün gibi kaynaşmak yerine, yan yana duran ama birbirinin ışığını engellemeyen sütunlar gibi olmaları gerektiğini anlatır.
Ermiş, okuyucuya direkt bir şey öğretmek yerine, düşündüren bir kitap. Okudukça insan kendi hayatını, ilişkilerini, hayata bakış açısını sorguluyor. Aynı zamanda kitabın dili ve anlatım tarzı da ruhsal bir huzur
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
Monte Cristo Kontu edebi açıdan bir başyapıt olarak kabul edilse de, eleştiriye açık yönleri de çokça var. Mesela bi kere kitap aşırı uzun ve yer yer gereksiz ayrıntılı. Yan karakterler ve yan hikâyeler detaylandırılırken ana olay zaman zaman yavaşlıyor. Hatta bazı yerlerde komik ama ana olayları unuttuğum bile oldu. Bir diğer eksisi ise karakterlerin fazla iyi ya da fazla kötü olması. Monte Cristo çok güçlü, zekâsı ve serveti sınırsız bir figür. Neredeyse hatasız ve yenilmez bir kahraman olarak yazılmış. Düşmanları ise neredeyse tamamen kötü insanlar. Karakterlerin çoğunda gri alanlar pek yok.
Başka beğenmediğim bir nokta ise mantık hataları ve abartılı tesadüflerin peşpeşe olması. Monte Cristo’nun yıllar boyunca kimliğini kimse sorgulamadan rahatça intikam alması biraz gerçekçi değil. Olayların ilerleyişi, bazı karakterlerin tam doğru zamanda doğru yerde olması gibi birçok aşırı tesadüfe dayanıyor. Kitapta İntikam aşırı idealize ediliyor. Edmond Dantès’in intikam planı çok karmaşık ve acımasız. Masum kişilerin de bu plana dolaylı olarak kurban gitmesi ahlaki açıdan tartışılabilir .
Kitap gerçekten çok zekice gelişen olaylardan oluşuyor. Bu da bazen gerçekçiliği zorlamış desek hata etmiş olmayız bence. Kitap bu noktalarda fantastik bir hal almış. Mesela Monte Cristo’nun hapishaneden kaçıp bir korsan gemisine katılması ve anında güven kazanması çok hızlı gelişiyor. Andrea Cavalcanti’nin birdenbire sahte bir aristokrat olarak kabul edilmesi fazla inandırıcı değil. Sonuç olarak olaylarla dolu sürükleyici bir roman fakat ben anladım ki bu tarz edebi dilden yoksun sadece olaylar yumağı olan bir kitaptan çokça zevk alamıyorum. İçerisine biraz fazla felsefe, psikoloji, toplumsal eleştiri katılmayınca o kitap bana yavan geliyor. Monte Cristo Kontu sürükleyici ve güçlü bir
Tanrı'nın geleceği insanın gözlerinin önüne sermeye tenezzül ettiği güne kadar tüm insani bilgeliğin şu iki sözcükle ifade edileceğini asla unutmayın: beklemek ve umut etmek.