Ben hayatımda böyle bir kitap okumadım... Ben hayatımda böyle bir kitap okumadım...
Ben hayatımda böyle bir kitap okumadım...
Bu yorum sadece bundan ibaret olsa bile yeter. Çünkü bence hiç kimse daha önce böyle bir kitap okumamıştır ya da ben öyle sanıyorum. Kitapta herkes herşeyi bişey sanarken benim bu kitapla alakalı bişeyler sanmam ve o sanrılara sığınmam inanın çok normal. Kısacık bir kitap ne kadar ağır olabilirse o kadar ağırdı işte buda. Allahım o nasıl kurgu, o nasıl bağdaştırma, o nasıl... Neyse ya vallahi kitabı şimdi bitirip yorum yazmaya başlayınca şu kullandığım dil oldukça normal geliyor. Kaç yaşından beri kitap okuyorum hatırlamıyorum ama işte o tarihten beri okuduğum en sıradışı, en gizemli, en farklı ve en muazzam kitaptı... Kafam allak bullak... Bu kitabı okuyanın kafası yerli yerinde kalamaz ki zaten... Kitaplığımda bu kitabı her gördüğümde çok garip hissedeceğim buna eminim. Zihnimi bu kadar karmaşaya boğan ama sonrasında da herşeyi bu kadar yerli yerine oturtan bir olay örgüsüne ilk defa denk geliyorum. Biliyor musunuz deliliğin dünyasına girmek isterseniz eğer işte bu kitabı aralayabilirsiniz... Bir insan delirince birebir böyle oluyordur işte... Yazarı gönülden tebrik ediyorum delirmeden delilerin dünyasını nasıl bu kadar iyi tanımış ve anlatmış aklım almıyor. Ya da... Bu kadın tam bir deli olmalı yoksa bu kadar güzel anlatılamazdı delilik... Hala çok şaşkınım, anlaşılan bir süre daha devam edecek bu şaşkınlığım. Ben şimdiye kadar hiç bir kitapta korkmadım. Türü korku romanı olan kitaplarda dahi. Ama bu kitap tüylerimi diken diken etti... O apartmanda, her katında delirmiş bir insanın olduğu (ya da olmadığı) o binada işte, iliklerime kadar korktum. Bazı sayfalardan sonra durdum, düşüneyim istedim üzerine ama düşünemedim dahi... Galiba kitaptaki
Kitabın kapağı çığlık atmıyor mu sizce de... Bence az bile yapıyor... Herkesin anne baba olmaması gerektiğini gözler önüne seren kısacık ama ağır Bi kitap... Bu kitabı okuduktan sonra gidip tüm çocuklara sarılmak istedim, Diana ya uğramayan o sarılmaları tüm çocuklara armağan etmek geldi içimden... Bi öğretmen olarak yarından itibaren daha dikkatli bakacağım çocuklara... Herşeye inat gülen Diana'nın selamını söyleyeceğim öğrencilerime. Kitapta içimi burkan yerlerden biri de Diana nın gidip gidip öğretmenine sarılması oldu. Annesinin babasının ona haram ettiği sarılmaları koşarak öğretmenine ikram etmesine acıdı yüreğim... Küçücük Bi candan ne istediler de yaptılar bunu aklım almıyor. Bi çocuğun herşeyidir aile... En güvenli limanıdır... Hayatın tüm Acımasızlığına inat en içten saran sarmalayan yer ailedir... Daha doğrusu öyle olmalıdır... Ama tabi herkes aynı çocukluğu yaşamıyor... Çocuklar dışarıdaki kötülüklerden korunması gerekirken bu kitapta anne babadan korunmak zorunda kalan masum bir çocuk oldu ... Yazar diyor ya aile kurumuna sorgusuz sualsiz kutsallık atfedilmemeli diye... O kadar doğru ki... Bu aileye kutsal diyemez kimse... Lanetli der, belalı der ama asla kutsal diyemez. Gerçek yaşanmış bir olay olması ayrı üzücü elbetteki ama maalesef bu konuda bizim ülkemiz de ön saflar da yerini almayı başardığı için yadırgamadım hikayeyi. Kitapta eleştireceğim tek yer olayın duygudan çokça yoksun şekilde aktarılması. Yazar gazeteci kimliği ile yazmış romanı. Daha edebi bir dil kullanılarak yazılsaydı eminim ki oturur ağlatırdı okuyanı... Kitap sanki bitmedi de bazı şeyler havada kaldı. Bence daha açıklayıcı Bi sonu hak eden bir kitaptı. Hatta bence bu kitabın ikincisi çıkmalı ve tüm düğümler orada çözülmeli... Hatta ve hatta o kitap sadece Diana nın ağzından