İnsan düşüncesinin trajik tarihi, akıl ile yaşam arasındaki mücadelenin tarihlidir. Aklın bütün derdi yaşamı rasyonelleştirmek ve kaçınılmaz olana, ölümlülüğe boyun eğmeye zorlamaktır, yaşamın derdi ise akla can vermek ve kendi hayati arzularına destek olmaya zorlamaktır.
İnsanı anlamaktaki asıl mesele, insanların atlarla, köpeklerle veya farelerle ne gibi ortak özellikleri olduğunu değil, onu insan yapan benzersiz şeylerin ne olduğunu bulmaktır.
Psikoloji ve psikiyatrinin, insanlara doğrudan veya dolaylı olarak yardım etmeye yönelmedikçe, kendi malzemesini, bir diğer deyişle, kişileri tanıyamayacak olan iki bilim olduğunu ileri sürmek istiyorum.