1886 doğumlu olan felsefeci ve yazar Olaf Stapledon'un kaleminden; akılları zorlayan,yazarın yaşadıģı dönemi duşunursek oldukca zekice kurgulanmıs bir bilimkurgu örneği. Geniş bir hayal gücü ürünü olmasınin yani sıra; satır aralarında yazarın felsefeci kimliģinin yansımalarına da rastlamak, kurguya ayrı bir renk katmış.
Kitabın anlatıcısı bir tepenin üzerinde yıldızları izlerken kendisini bir anda yıldızların arasında zihinsel bir yolculuk yaparken bulur. Farklı gezegenlerdeki insan benzeri canlıların zihinlerine girip onların gözünden kozmosu keşfetmeye başlar. Zamanla orada tanıştığı canlılarla dost olup onları da bu kesif yolculuğuna dahil eder. Bu yolculuk boyunca bir yandan gezegenlerin, yıldızların ve orada yaşayan canlıların milyarlarca yıllik gelişimine tanıklık ederlerken diğer yandan Kozmos'un varoluşunu sorgularlar.
Açikcası yazarın zekasına ve varoluşu sorgularken kullandıģı tanimlamalara hayran kaldım. Ozellikle farkli dünyalardaki canlıların insan zekasına benzeyen eğilimlerini, duygularını ve savaslarını ayrıntıli gözlemlere dayanarak okumak çok keyifliydi.