“Küçük kitapçı” kurduğumuz hayallerin eşiğine bile ulaşmamıştı. Burayı bir “Kültür Ocağı” yapacaktık. Bu düş kırıklığı, onca yıldır içinde besleyip büyüttüğü yazma isteği babamın ayağını dükkandan kesti.
…kitaplar raflarda tozlanıyordu. “Şunları iade edelim bari” diyordum. “Hele dursun, kitapların da bir kaderi vardır” diye bu tatsız neticeyi kabul etmekte zorlanıyordu.
Ancak hayat dediğin nedr ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her yer darmadağın olur.