Üzdü bizi Bedia
Bazı kitaplarda spoiler vermemek gerçekten zor
Aile terbiyesi ile büyümüş, babası ve abisinin göz bebeği Bedia.
Babasının müziğe ve çalgı aletlerine olan ilgisi küçük yaşta Bedia’nın da özellikle udu sevmesinde çok etkili oluyor. Birçok çalgı aletine yeteneği ve ilgisi olan Bedia’nın sonunda tek aşkı ud oluyor. Belli bir yaşa geldikten sonra da artık evlilik yoluna girmek zorunda kalan Bedia için, babasının kaybıyla birlikte artık gerçek hayat ve zorluklar başlıyor.
Yaşadığı onca hadiseden sonra uduna sarılmayı bırakmayıp tek başına, dimdik ayakta duruyor.
Eserde yer yer çalgı aletleriyle alakalı tarihçeye yer veren eserimiz zaman zaman bizi meraka sokuyor. Bir kadının kendi ayakları üstünde durabilmesi için birkaç yolun göründüğü, Bedia’nın en güzel yolu seçtiği bu hikayede, en yakın sırdaşı, dostu, abisinden sonra udu oluyor. Müthiş bir direniş ve ayakta kalma öyküsünü sunan bu kitabı gerçekten bu kadar güzel ve hüzünlü beklemiyordum. Okumayanlar daha fazla zaman kaybetmesin.
Udunu kucağına alıp sarılarak der ki :
Beni hiçbir zaman terk etmeyen kucağımdan kaçmayan vefakar yarim! Can dostum! Dertlerimi dinleyen kalbimi anlayan sırdaşım! Beni yalnız sen terk etmedin. Bana ihanet etmedin. Benim yarim, erkeğim sensin!