Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanatını sevmeyen kişi sanatkar olmayacağı gibi, öğrencilerini sevmeyen öğretmen de iyi bir öğretmen olamaz. Burada gördüğümüz tahsilim kadrini bilmek ve bize verilen emeğin hakkını ödemek ancak bu yüce okula layık bir öğrenci olduğumuzu göstermekle olur.
Tahsilsiz insan yontulmamış, işlenmemiş bir taşa benzer. Taşlar ise çeşit çeşittir. Çakıl da taştır, pırlanta da! Bir pırlanta taş, kumlar ve adi taşlar arasında bulunduğu halde yine pırlantadır. Ancak onun meydana çıkıp ışık vermesi, baş, göğüs, bilek, parmak gibi yerlerde yer edinmesi o adi taşlardan soyulup düzeltilmesine ve tıraş edilmesine bağlıdır; öğrenim işte o pırlantayı söylediğimiz hale getirmek üzere kullanılan alet edevata benzetilebilir. O alet edevat işlenmediği halde pırlanta yine pırlantaysa da kumlar, topraklar arasında, adi taşlar içinde gizli ve saklı kalır.
"Insan konuşma becerisiyle diğer hayvanlardan ayrılmıştır. Konuşan hayvan diye adlandırılan insan, konuşma yeteneğini güzel kullanarak şerefli ve makbul olduğu gibi o konuşmayı kötü kullanan konuşan hayvanın da diğer hayvanlardan daha hakir ve daha çirkin olması gerekmez mi?”
Zengin ve fakirin eşit bir şekilde yer aldıkları bu okul sıralarında ne kadar süslü ve kürklü hanım kızların üst taraflarında ne kadar çorapsız ve hırkasız fakirler bulunuyordu. Evet! Çoğunlukla o fakirler, sınıflarının üstün öğrencilerinden oluyordu. Çünkü onlar öğretmen olmak, ekmeklerini kazanmak azim ve gayretiyle çalışıyorlar. Berikiler ise bilgi öğrenmiş ve bu süsle de süslenmiş olmak üzere okula verilmişlerdi. Bunların çoğu ebeveyninden aferin almak için çalışıyorlardı. İçlerinde ancak bilgi edinmenin kıymetini bilenler ve ilimle süslenme hevesinde olanlar biraz fazlaca çalışıyorlardı. Ebeveynin zoruyla çalışanlara hocaların da sürekli teşvik ve baskısı gerekiyordu. Lakin geçim parasını sağlamak amacıyla çalışanlara öyle şeyler gerekmiyordu.
Onlar çalışıyorlardı. Çalışıyorlardı...