"Ben Alaz'ı çok seviyorum, gerçekten çok seviyorum. Arabadan atlayınca öleceğimi düşündüm ama orada düşündüğüm ben değildim. Kendim için değil, onun hayatı için Atalay'ı aradım."
"Hemen öncesinde onun yaralanmasına sebep olan sen değil miydin?" diye sorunca hızlıca başımı salladım. "Şimdi de sevdiğini söylüyorsun! Seni zehirledi! Sonra da sen onun ölmesi için bir katille anlaştın! Daha sonra o da seni ortağı mı yaptı?" dediğinde yine başımı salladım. "Evladım siz sevmiyorsunuz! Siz resmen harp meydanında düşman cephelerde savaşıyorsunuz. Artık kim öle kim kala. Böyle sevgi mi olurmuş!" dediğinde yüksek sesle güldüm. "Ne güzel işte, ilişkimizi canlı tutuyoruz."
Eğer bunu bitirmeyip tekrar bana yönelik bir hamlede bulunursan, daha kötüsüyle karşılık veririm. Bu ne, oğlum?" diyerek isyan etti. "Bir sen, bir ben, bu gidişle bir de kan davamız olacak!" dediğinde az kalsın beni güldürecekti.
Ben hiçbir zaman saf iyi veya masum biri olmadım lakin dibine kadar kirli bir günahkarda olmadım. Ben hep griydim çünkü içimde siyahı da beyazı da taşıyordum.