Bu kolay güvenme huyu, tıpkı elleri ve mucizevi ayakları gibi onun bir parçasıydı. Ne kadar canım yanmış olursa olsun, Akhilleus'un bu duyguyu kaybetmesini ve bizler kadar huzursuz ve korku dolu olmasını asla istemezdim.
Gerçekten de Akhilleus'u tanımayacağımı mi zannetmişti? Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.