"Nasıl oluyor da hemen hemen bütün suçlar böylesine kolay meydana çıkıyor, hemen hemen bütün suçluların izleri böylesine çabuk bulunuyordu? Yavaş yavaş çeşitli ve meraklı birtakım sonuçlara vardı. Onun düşünüşüne göre bunun nedenini, suçu gizlemekteki maddi imkânsızlıklardan çok, suçlunun kendinde aramak gerekti. Suçluya gelince... Hemen her suçlu, suç işlerken bir çeşit akıl ve irade zayıflığına düşüyordu. Hele akıl ve soğukkanlılığın en çok gerekli olduğu bir sırada, tam tersine çocukça, tuhaf bir uçarlılığa kapılıyordu. Ona göre bu bilincini kaybediş ve irade zayıflığı, âdeta bir hastalık gibi insanı yakalar, yavaş yavaş gelişerek suçun işlenmesinden az önce en yüksek derecesine varırdı. Bu hastalık, suç işlenirken ve suç işlendikten bir süre sonra da adamına göre aynı biçimde sürer, sonra da her hastalık gibi geçerdi. Şimdi asıl mesele şuydu: Suçu doğuran hastalık mıdır, yoksa özel niteliğine göre suç mu her zaman hastalığa benzer bir şey doğurur?"
...bir an önce öğrenmek istediğim bir şey vardı: Ben de herkes gibi bir bit miydim, yoksa bir insan mı? Önüme çıkan engeli aşabilir miydim, aşamaz mıydım? Eğilip iktidarı yerden almaya cesaret edebilecek miydim, edemeyecek miydim? Titreyen bir yaratık mıydım, yoksa hakları olan biri mi?..