Seninle iyileşiyorum dedim oysaki farkında bile değilmişim kendi mezarımın yerini kendin bilip,ellerinle kazıdığını.
Ben bilmezdim o sözlerin ardından,o güzel sesin ardından böyle zehir zembelek bi sessizliğin geleceğini.
Ruhumu böyle susarak öldüreceğini.
Ben bilmezdim ki o sıcak dokunuşların ardından zemheri misali soğuk,ıssız,derin bi sensizliğe sürgün edileceğimi.
Sevmenin bedelini,bedenim buz yanıklarıyla ödüyeceğini.
Ben anlamadım,ben farkına varamadım gerçekten beni sevmediğine inanamadım. İnanamadım o güzel günün ardından beni böyle karanlığa bırakıcağına.
İnanamıyorum hala sevdiğim. Sana böyle sesleniyorum çünkü hala seviyorum,deli divane gibi.
Hakettiğimi düşünmüyorum. Tekrar soruyorum,
Hiç sevmedin mi,beni?
Üzgünüm,yüreğimin ellerinde değil inanamamaya meyilli. Sevmediğine inanmamaya yeminli. Ve şimdi gidiyorsun. Yüreğim inanmasada gözlerim her şeyin farkında. Yüreğimin gözleri kördü ama hala açık olan şu bi çift gözü kapayamadım ki ben. Ve gerçekleri bir bir göstersende bana,gözlerim inansada sana ,kulaklarım duysada sesini yüreğim bir türlü kabul etmezdi. Aptal yüreğim benim,hala inanmakta istemiyor. Sağ elimi yumruk yaparım bir hışımla sol göğsüme vururum. İsyan ederim çocuklar gibi,özür dilerim. Özür dilerim. Özür dilerim ama senden değil bu sefer binlerce kez kendimden özür diliyorum. Kendime yaptığım bu eziyetten dolayı bendimden özür diliyorum. Sana ise... Bişey diyemiyorum. Hep sen mi susacaksın andım olsun,bu sefer ben ölümüne susacağım. Andım olsun ki seni ben unutacağım.
Ve şimdi öyle bir yıkılıyordum ki senden başka beni kim toparlar bilemiyorum. Gülüyorsun. Uzaklardan değil çok yakınımdan sesini duyabiliyorum. Söyle!
Mutlu musun gerçekten?