Süleyman Anıl Fırat

Süleyman Anıl Fırat
@Klaus082
Berlin
3 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Mevsimler
Gecenin tam ortasındaydım. Birden aklıma mevsimler geldi. Şöyle bir düşündüm de mevsimler ne kadar da yaşamımızın evrelerine benziyordu. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış. İlkbahar, doğanın yeniden doğduğu, üzerindeki toprağı attığı, kendisine sıcacık bir bakış getirdiği zamandı. Her yerde renkli çiçekler, güzel kokular var. Tıpkı bir bebeğin doğması gibi. Yaz, sıcağın şiddetle havada aktığı, toprağı ve insanları buram buram yakan, bir nevi sınırlarına sığmadığı dönemdi. Yerinde durdurmayan, sabahı ve akşamı insana dar eden ama bir o kadar da sevilen tatil vaktidir. Ne kadar da gençliğin kalıplarına sığmayan, kanın damarlarından dışarıya delice akmak istediği dönemi hatırlatır. Sonbahar ise eylülle başlar. Ağaçlar artık süzülür bir nevi havanın içinde. Her bir tanesi bırakır her ne kadar istemese de. Bir tanesi kalmayana dek döker. Çırılçıplak kalır ürkütücü rüzgarların ve asık yüzlü bulutların arasında. Kolları eğilir, dermanı olan vakit artık ondan çekilir ve kendisini bir başına bırakır. Yetiştirmek için yetiştirir kendisini yetişkinliğe. İşte gelir çatar artık yolun sonu. Karanlığın ve buz gibi beyaz örtünün içine çeker seni, yavaş yavaş. Üzerine bir örtü serilir tüm doğanın. Bekler uzun süre o üzerindeki beyaz örtüsü yırtmak için çığlıklarıyla. Ancak ne sesi örtüsünü yırtar ne de bir duyanı olur. O çığlıklar sadece gökyüzünü yırtar ama nafile. Hatırla! Seni doğa düğünüyle karşılamıştı baharda ama şimdi çene düğümüyle gönderiyor seni geldiğin yere. Fark ettin mi peki? Gelirken olduğun yer bir tırtılın yeri kadardı. Ama şimdi de çok farklı değil. Geldin, gidiyorsun. Sadece bu...
Edebiyat