Kendini bildiğinden bu yana didinerek kurmaya çalıştığın konforlu hayat meğerse bir kuruntudan, zayıf bir örümcek ağından ibaretmiş; yaşamak, karanlık bir denizin kıyısında yürür gibi kaybolmanın kıyısında yürümekmiş; insanın kendisiyle mesafesi, dünyanın geri kalanıyla arasındaki mesafeden daha büyükmüş.
Bir gün uyanıp onu yine burada, yanımda bulacağımı düşünmeden edemiyorum; zaman bir şekilde büzüşecek ya da ikiye katlanacak ve onun yaşadığı, nefes alıp verdiği âna geri döneceğiz sanki.