Bir duruşu olmalı insanın,
Bir bakışı, bir anlayışı,
Bir aşkı, bir davası olmalı.
Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.
Ve insan en çok göğe vurgun.
Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah'a..
Uçmayı öğrenmeden, göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.
Ah şu yalnızlık kemik gibi, ne yana dönsem batar.
Çünkü kırıldım, avuç uçlarıma kadar...
Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü...
Beni kabullen, kendini yanına al, gidelim..
Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmakla tanınırken,
Senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.
Şimdi yoksun, üstelik uzaktasın...
Ellerin yapayalnız biliyorum.
Gözlerin dalıyor yine.
Hep benim için olmalı..
Yine de biri çıksa, nasılsın dese
Alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.
Neyse...
Bitti o şiir!
Başka mısra gerekmez.
Cahit Zarifoğlu
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bu günlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırıklarımdayım belki otuzlarımda
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında
Hiç bilmiyorum! Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!
...
Adil Erdem Bayazıt