Nedir bu Fantine hikayesi? Bir köle satın alan toplumun hikayesidir bu.
Kimden satın alıyor? Sefaletten.
Açlıktan, soğuktan, yalnızlıktan, terk edilmişlikten, yoksulluktan. Acıklı bir alışveriş. Bir lokma ekmeğe ruh. Sefalet sunuyor, toplum da kabul ediyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“… Biraz zahmetle ısırgan otu yararlı olur. İhmal edildiği için zararlı hale geliyor. O zaman da onu öldürüyorlar. Nice insanlar var ki ısırgana benzer!” Biraz sustuktan sonra ilave etti: “Dostlarım, şunu aklınızdan çıkarmayın ki, ne kötü ot ne de kötü insan vardır. Yalnız kötü yetiştiriciler vardır.”
Haksızlık onu hırçınlaştırmış, sefalet çirkinleştirmişti. Geriye bir güzel gözleri kalmıştı. Onlar da görene acı veriyordu, çünkü iri olduklarından onlarda daha büyük miktarda keder görür gibi oluyorlardı.
“Küçük-Gervais!” Ama telaffuzu belli belirsiz, zayıf bir sesti bu. Son çabasıydı. Görünmez bir kuvvet sanki onu kötü vicdanının ağırlığıyla orada, o an eziyormuş gibi, bacakları birden çözüldü; bitkin bir halde iri bir taşın üzerine çöktü; yumrukları saçlarında, yüzü dizlerindeydi; “Ben bir sefilim!” diye haykırdı.
O zaman yüreği çatladı, ağlamaya başladı. On dokuz yıldır ilk defa ağlıyordu.