Romantizm, aklın yerine duyguları, nesnelliğin yerine öznelliği koyar. Romantik edebiyatta hüzün, yıkım ve acı sıklıkla işlenen, hatta estetikleştirilen duygulardır. "Yıkılmış şehirler", "sessiz çığlıklar" ve "esirgenmiş rahmet" gibi ifadelerle bireysel veya toplumsal bir hüzün en üst seviyeye taşınarak romantik bir melankoli tablosu çizilir. Romantizmde doğa, insanın veya karakterin iç dünyasının bir aynasıdır. Metinde yolların "hüznünden damlalar akıtması" ve yaprakların "solgun" olması tesadüf değildir. İnsanın içindeki çöküş, tüm mekana ve doğaya sirayet etmiş; cansız nesnelere insani duygular (hüzün, ağlama) yüklenerek romantik bir atmosfer yaratılmıştır. Romantikler, kusursuz ve yeni olanı değil; eskiyi, harabeyi ve yıkılmış olanı estetik bulurlar. Metindeki "yıkılmış şehirler" ve baykuşların tünediği virane mekan tasviri, romantizmin "harabe estetiği" ile doğrudan örtüşür.