Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
İşin doğrusu şudur ki, Sabahattin Ali, hikâye yazmak için yaşayan bir adamdı. Bütün hayatı parça parça hikâyelerdir. İşte bunun için mücadele eder, bunun için gizlenir, bunun için kaçardı. Hikâyeleri için kendi kurduğu hayallere kendisi de inanır ve başkalarını da inandırmağa çalışırdı. Onu anlamıyanlar, yalan söylüyor sanırlar. Halbuki o, kimseyi de aldatmış değildir. Daima hikâyelerinin ve hayalinin uğruna kendi kendini aldatmıştır.’