... Ne kimse tohuma eliyle dokunmuş, ne kimse büyümesi için özlem duymuş olacaktı. Insanoğlu kendi yetiştiremediği şeyi yiyecekti. Ekmeği ile arasında bir yakınlık olmayacaktı. Toprak o demirlerin altında doğuracak, yavaş yavaş demirlerin altında ölecekti. Söz konusu olan sevgi ya da nefret değildi çünkü. Ne hayır dua vardı ortada, ne lanet.
Bir zamanlar bir papazla karısı hep bizim evde kalırlardı. Yehovacıydılar. Üst katta yatar kalkarlardı. Ayinlerini bizim ambarda düzenlerlerdi. Biz çocuklar gider, dinlerdik. her ayinin akşamına karısını bir temiz döverdi.