Koray Durdu

İlkel Topluluğun Eşitlikçi Yapısı (Yaşarkalma gücü)
Tarihsel ilkel topluluklar, geri maddesel ve simgesel kültür düzeylerine, durağan yapılarına karşın, varlıklarını yüzbinlerce yıl sürdürebilmişlerdir. Çağımızın ilkel toplulukları onların soyudur. Bu şaşılası yaşarkalma gücünün gizemi (sırrı) nedir? Nedenlerinden biri, kolektif eylem, bölüşme ve dayanışma gelenekleridir. Açıkçası "ilkel komünizm" denen olgudur. İlkel topluluğun insanı, ele geçirdiği besinleri, kendi tekil geleceğini güvenceye almak için saklayıp topluluğun öteki üyeleri açlıktan bir bir öldükten sonra sıranın kendisine gelmesini (tek başına karşı koyamayacağı aç bir etçilin besini olmayı) beklemedi. Önündekini son lokmasına dek paylaşmayı bildi. Gücünün son soluğuna dek kolektif çabalara katılıp dayanışma gösterdi. Bu, küçük bir ekonomik ya da ekolojik bunalımda bile iç ve dış kavgalarla birbirlerini yok edebilen üretim ve mülkiyet sonrası uygar insanların davranışından temelde farklıydı. Kolektif eylem, bölüşme ve dayanışma geleneği, ilkel toplulukların, kim bilir nice bunalımları atlatıp günümüze dek yaşarkalabilmelerini sağlayabildi.
Sayfa 149·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanın Evrimi (Arkaik Tipte Homo sapiens: yakın insan anaatamız)
...araştırma, yeryüzündeki bütün insanların soyağacının varıp 200 binyıl kadar önce Afrika'da yaşamış bir topluluğa dayandığı sonucunu verdi. Bunu, hücrenin çekirdeğinde değil stoplazmasında bulunan bir genetik malzeme olan ve yalnızca kadından kadına kalıtılan "mitokondriya" denen genetik malzemedeki farklılıkları ve mutasyonları araştırarak başardılar. Yeryüzündeki çeşitli etnik grupları temsil eden 171 kadının plasenta (etene) sıvılarından sağladıkları mitokondriya genlerini karşılaştırdılar. Aralarındaki farkları yaratan her mutasyon için gerekli kalıtım sayısını ve zamanını göz önüne alarak yaptıkları hesaplar onları, "Mitokondriyal Havva" adını verdikleri ortak anaatalarının 150-300 binyıl kadar önce Afrika'da yaşadığı sonucuna götürdü. #S.86=112 no'lu alıntı#
Sayfa 126·Kitabı okudu
İnsanın Evrimi (Uzak İnsan Anaatalarımız)
"Yutak" konusu, evrimin dolaylı kanıtlarından birini çağrıştırır. Phylogenesis (türoluşumu) olgusunun ontogenesis (türün bir canlısının oluşumu) sırasında "özetlenirken" insan fetüsü insana varan evrimin evrelerinden geçer. Bunun bir örneği de insan bebeğinin, gırtlağın (soluk borusunun ağzının) yutağın (yemek borusunun ağzının) üzerinde olarak doğmasıdır. Bebek bir yandan emerken bir yandan da soluk alabilmesini buna borçludur. Yetişkin insan bu ikisini aynı anda yapamaz (boğulur). Çünkü gırtlak doğumdan 18 ay sonra (sütten kesilme sırası) aşağıya kaymaya başlayıp 14 yaşında yutağın altındaki yerini alır. #S.78=83 no'lu alıntı#
Sayfa 123·Kitabı okudu
İnsanın Evrimi (Bebekliğin uzamasıyla taklidin ve öğrenmenin yoğunlaşması)
Erken doğuş, gerçekten dikilmeden sonra, dikilmenin etkisiyle yerleşmiş bir olguysa, erkeğin avcılığı kadının toplayıcılığı üstlenmesine yol açan nedenlerden birini de oluşturmuş olabilir. Bebeği anaya bağımlı kılarken, anayı da kamp yerine bağlamış olabilir. Böylece kadına ancak kamp yeri çevresindeki besinleri toplama seçeneği kalmış olmalı. Sonuçta kadın toplayıcılıkta "uzmanlaşırken" kamptan uzak yerlerde avlanma işini erkeğin üstlenmesinin nedenlerinden birini oluşturmuş görünüyor. Bu doğrultuda erkek, avcılığın bir uzantısı olarak ilerde savunma ve savaşma işlerini de üstlenecektir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
İnsanın Evrimi (Bebekliğin uzamasıyla taklidin ve öğrenmenin yoğunlaşması)
İnsan gibi ortalama 1350 cm³ beyinli bir memelinin normal doğum süresinin 21 ay olması gerekirken insan bebeğinin 9 ayda, beyni 400 cm³ iken doğduğunu belirtip bunun yol açtığı olumsuzluklara ve olumluluklara değiniliyor. #S.71=68 no'lu alıntı#
Sayfa 122·Kitabı okudu