Siz çocuklara kurban edilebilecek varlıklar olarak yaklaşırsanız, onları kurban ettiğiniz değerler ne kadar yüce değerler olurlarsa olsunlar, çocuklar büyüdüklerinde kendilerine reel ya da sembolik diktatörlükler yaratır ve diktatörlerine sizin çocuğa şiddetinizle doğru orantılı bir sevgiyle bağlanırlar, baskıyı ve zulümü normalize ederler, bunları benliklerini ezen durumlar olarak görmezler. Bir çocuğa sizin ona çektirdikleriniz karşısında acısını ifade etmeyi yasaklamakla bir devletin bireylerine bireyin acısını ifade ettiği biçimleri yasaklaması arasında fark yoktur; bunlardan biri yaşanıyorsa, o toplumda diğerinin de yaşanılması kaçınılmazdır.
Bütün kötülükler, iyi niyetle yapılır. Bir şeylerin "feda/kurban" edilmesi gerektiği düşüncesi, feda etmedeki kötülüğü görebilmemizi engeller. Nazilerin Yahudileri katletmesi ve Yahudi toplumunun da İsrail'i kurup kendilerine yapılanları Filistinlilere yapma hakkını kendinde görmesi, çocukken "iyi evlat" olalım diye kendimizi anne-babamıza kurban etmemizle ve sonra da çocuğumuzu bize, vatana, ailemize, toplumumuza, büyük bir ideale sözde "kendi iyiliği için" kurban etmemizle aynı şekilde işliyor.
Çocuk sahibi kimselerin "Ama şunu yaparken başka çaremiz yoktu.", "Evet biz de böyle yaptık, ama nedeni şuydu." gibi, kendilerinden, yaşanmış örneklerle sözlerime karşılık vermesi, bana gerçek odağımızdan uzaklaştığımızı düşündürüyor. Her şeyi, her şeyi unutalım; iyi kötü bütün hislerimizi, çocuğumuzla ne yaşandığını, doğru mu yanlış mı yaptığımızı bir kenara koyalım; sadece, sadece, küçük bir çocuğun halini anlamaya çalışalım. Kim nerede çocuklara ve çocukluğa dair ne anlatmaya çalışırsa çalışsın anlattığı şeyi kendi tecrübemizden, kendimiz "en iyisini yapmaya çalışırken" çocuğumuza verdiğimiz olası zarardan, niyetimizin aslında iyi olduğundan bağımsız olarak anlamaya odaklanırsak, belki o zaman içimizdeki "anne-babalık sesini" çocuğumuza uygulamak ve nasıl uyguladığımızı sorgulamak yerine çocuğumuzun sesini duyabilmeye de başlarız. Önemli olan ne benim çocukken ne yaşadığım, ne de sizin çocukken ve sonra çocuklarınızla ne yaşadığınız. "Benim bir odam bile yoktu!" gibi şikâyetleriniz, kurban kesip kesmediğiniz gibi detaylar benim söylemeye çalıştığım şeyle ilgisiz.