Emile Zola’nın okuduğum ilk romanı. Dili oldukça sade. Yazarı çok sevdim. Pauline karakteri beni çok yordu. Aşırılığın getirdiği problemleri çözmekte usta fakat niçin aşırı umutlu ve iyisin? Başkalarının acılarını kendi önüne koymak zorunda değilsin. Kötülerle boğuş ve kus içindeki öfkeyi, sakın ağlama derdim veronique gibi. Alık geldi. Lazare karakteri kadar yormadi tabii. Sürekli fikir değiştiren, bir işi tamamlamadan başka bir işe koyulan, şımarık, prenses bir ergen. Çok iyi yansıtıldığı için sinirden kaşım seyirdi. Yazar evi tasvir ederken kendimi bi an simülasyonda gibi hissettim. Şahaneydi. Sıcaklığını, kedi ve köpeğin verdiği huzuru ve huzursuzluğu ordaymışım gibi hissettim. Genel anlamda beğendim. Tavsiye ederim